f.
Gitmek.
1. Bir yere doğru yönelmek, hareket etmek.
“Katolayın cegecek / Köstencĭ’
ge ketecek. / Menĭm yarem bek
güzel, / Sáde közĭ yetecek.” – (Boztorgay).
“Akası Böralĭ,
bundan üç cıl
evvel, ceñkke ketecekte kardaşı Zahide’
ge şay
degen edĭ.” – (Mehmet Niyazi – Sawlıkman Kal).
2. Bir yerden ayrılmak, uzaklaşmak, yola çıkmak.
“Ketecekmen anayım, / Ber kolıñnı alayım. / Dostlar mında kalgan son / Ya men katĭp canmayım?” – (Boztorgay).
“Yazda turna keter mĭ? / Şeşmede suw pĭter mĭ? / Süygen son
candan süy, / Süydüm
demek yeter mĭ?” – (Boztorgay).
3. Çıkmak, ulaşmak, varmak.
“1500 sene
evvel Orta Asya’dan çıkıp ta Roma’ga ketĭp Batı Roma İmparatorlugunın tahtın dewĭrgen Atilla, yani Atlı Han, bĭzĭm soyumızdandır.” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
4. Belli bir amaçla bir yere devam etmek. Mektepke ketmek.
5. mec. Varmak, bir sonuca ulaşmak. Bo kawganıñ soñı kayda keter?
6. Yakışmak. Bronzlaşkan tenge biyaz yelek arüw kettĭ.
7. Harcanmak, tüketilmek. Bo kadar para kayda kettĭ, añlamay kaldı.
8. Gönderilmek, götürülmek. Mektubım poştaman ketkendĭr.
9. Yetmek, yeter olmak. Alğan aylıgı bĭr özĭne bĭle ketmez.
10. Yürümek, yol almak.
“Sen kete-tur, artıñdan men bararman. / Özĭm barıp anaña calbarırman” – (Boztorgay).
“Niçin Yeşĭl
Curt’ka
erte cetmiymĭz, / Bağlı degil ayagımız, kolımız, / Tez ketmiymĭz?” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
11. Dayanmak. Paltosı ekĭ ay ketmedĭ.
12. (Zaman). Geçmek.
“Ah! Kettĭ ömrĭm menĭm. / Kalmadı sabrım menĭm. / Yarem gezgen yerlerge / Kazılsın kabrĭm menĭm.” – (Boztorgay).
13. mec. Dağılmak, yok olmak.
“Yeşĭl
Curt’ka dülberlĭkler saçılgan, / Möñlĭk ketĭp nurlı küneş açılgan.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
14. Herhangi bir durumda olmak. Mektep arüw kete.
15. Yok olmak, elden çıkmak.Elden ketmek. – Elden gitmek.
“Bostanım bar şayırga / O da kettĭ hayırga. / Şĭşĭp kalsın
böyle kaár, /
Bo yıl da kaldık bĭz bekâr.” – (Boztorgay).
“
Curt ketken, tusnak bolganmız bĭz cat kolda.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
16. asıl ve mec. Silinmek, çıkmak, bozulmak. Aklından ketmek. Kalbĭnden ketmek.
“
Ekĭ betĭñ nar alma, cuwsañ ketmiy. / Sen kıblada, men sırtta, selâmlar cetmiy.” – (Boztorgay).
“Kum üstüne ot pĭtmez. / Pĭtse de ösĭp cetmez. / Aytkan
aşşĭ sözlerĭñ / Ĭş te kalbĭmden ketmez.” – (Boztorgay).
17. Ölmek. Cĭgĭt ketse namı kalır.
18. Başvurmak. Müdürlĭkke ketmek.
19. (Makine için) Çalışmak.
“Tarak suwga tüşkenĭ men papır tĭrele kala
bĭr yerde. Motorı kete, özĭ cürmiy.” – (Nedret ve Enver Mahmut – Ayuw Kulak Batır).
20. Satılmak. Üylerĭ bek ucuzga kettĭ.
21. Bazı yalın hal isimlerle deyim niteliğinde birleşik fiiller meydana getirir. Asker ketmek – Asker olmak. Kelĭn ketmek – (Kız) Evlenmek.
22. Bazı “ -e” hali isimlerle “değerlendirmek, karşılamak, saymak” anlamında deyimler kurar. Hoşına ketmek. Zıtına ketmek.
23. (Yard. fiil olarak) a) Kendisinden önceki fiilimsiye sürerlik kazandırır. “Beş on para ber totam / Canaşa köyge cetiyĭm, / Senĭ maktay ketiyĭm.” – (Boztorgay).
b) Kimi -ip fiilimsisine anilik, emrivakilik, çabukluk anlamı verir. “Müsür ektĭm şayırga, / Ösĭp kettĭ boyımşa. / Men bĭr mane aytayım / Kız kardaşım toyında.” – (Boztorgay). “Üş baynıñ üş ulı / Üşlep ketken eşkĭm.” – (Boztorgay).
c) Bazı -ip fiilimsileriyle birleşik fiil kurar : Taşlap ketmek – Terk etmek. Alıp ketmek – Götürmek. “Altmışbeş yetmĭşbeş tuwar, / Al da ket Salgırdan suwar. / Uzak yerden kız alırsañ / Anası babası cılar.” – (Boztorgay).
Awırına ketmek – Gücüne gitmek, gönlü kırılmak.
Baş aşaa ketmek – Sürekli zarar görmek.
Bok colına ketmek – Gereksiz bir şey uğruna yok olmak.
Boşka ketmek – Emeği iyi bir sonuca ulaşamamak
Boyga ketmek – Uzamak.
Esĭ ketmek – Aklı başından gitmek, şaşırmak. “Apakayman akay arasına esĭ ketken karışır.” – Atas. Karı ile koca arasına aklı başında olmayan karışır.
Fenasına ketmek – Üzülmek.
Ĭşĭnden kan ketmek – Çok üzüntü duymak.
İlerĭ ketmek – Aşırı davranışta bulunmak, ölçüyü kaçırmak.
Post koldan ketmek – a) Öldürülmek. b) Yüksek bir görevinden ayrılmak zorunda kalmak.
Deme ketsĭn ! – Deyim. Anlatılamaz.
Kel zaman ket zaman – Deyim. Uzun bir zaman geçtikten sonra.
…dı kettĭ – a) Geçmiş zaman fiilinden sonra gelerek bir şeyin oluverdiğini anlatır. “Tıştan ot, içten imam suwı kullansañ cılındıñ kettĭñ taa.” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ). b) Bir isteğin ısrar üzerine sonunda kabul edildiği anlatılır.
Baş kayaka ketse, ayak o yaka keter. – Atas. Baş ne tarafa giderse, ayak o tarafa gider.
Başıman ketken ayagıman kelĭr. – Atas. Başıyla giden ayağıyla gelir.
Berme camanga, keter yabanga. – Atas. Verme yamana, gider yabana.
Cazda cabıp küzde kömĭp ket. – Atas. Yazın örtüp, güzün gömüp git.
Haramdan kelgen haramga keter. – Atas. Haramdan gelen harama gider.
Kolıñdakı pĭter, itĭbarıñ keter. – Atas. Elindeki biter, itibarın gider.
Türk Lehç.: Kırım., Nog. – ketmek, -üv;
Rom: v. 1.-27. A pleca, a porni. 2. A se duce, a se deplasa. 3. A duce spre, a da în …; a ajunge până la. 4. A se duce la, a vizita, a frecventa. 5. A ajunge la un rezultat. 6. (Despre îmbrăcăminte) A-i veni bine, a merge bine cu, a se potrivi 7. A se consuma, a se cheltui. 8. A fi expediat, a fi trimis. 9. A fi deajuns, a fi suficient. 10. A merge, a înainta. 11. A rezista, a dăinui. 12. (Vremea) A trece. 13. A dispărea, a trece. 14. A se desfăşura. 15. A se pierde. 16. A se şterge, a ieşi. 17. A muri. 18. A se adresa, a apela. 19. A funcţiona. 20. A avea căutare, a se vinde. 21. (În expresii) A deveni, a ajunge. 22. (În expresii) A considera ca, a aprecia ca. 23. Verb aux. descriptiv a) De frecvenţă şi continuitate.
b) De spontaneitate
c) Şi de alte valori, în cuvinte compuse.