Önsöz

Ö

İnsana doğduğu dilde düşünüp konuşması kadar tabii, kolay ve yakışan bir şey var mıdır ki? Ruhunun temel yapısı ana diliyle kurulmuş, çevresindeki varlıklar kafasında ana diliyle bir düzene sokulmuş, en temiz duygular ana diliyle tadılmıştır. Ana dili, insanın ve ailesinin, mensup oldukları toplumla bağıdır. İnsan doğduğu yere ve toplumuna duyduğu sevgiyi, ana diline karşı da duyar.

Mehmet Niyazi’nin “Sağış” kitabında “Curt Süygüsĭ” şiirinde ilkokul çağındaki Gülsüm kız annesinden sorar : “- Anam, Kırım kayday curttır ? / Onda bolgan halk kĭmlerdĭr ?”. Annesi: “Kızım, bĭz Tatarmız. / Kırım bĭznĭñ curtımızdır. / Cerĭ kögĭ tertemĭzdĭr, / Kırım’da da bĭzler barmız.” diye cevap verir. 

“Karılgaçlar Duası” adlı hikâyesinde de Çelebi Cihan çocukluğunun okulunu anlatır. Birinci sınıfta din dersinde Arap yazısıyla Arap kelimelerini öğrenmeye çabalamışlar. “Bu kara kara, añlaşılmaz ince arap laflarını eceler, tekrar tekrar okur, añlamaz, añlamaganımız üçün mü bilmem, hiç de bir şey öğrenemezdik” der. Ortaokulu ise İsmail Gaspıralı’nın yeni usulünde eğitim veren çağdaş bir Tatar ortaokulunda okumuş. “Kara kalpaklı, kırmızı çehreli bir yigit cüre, gezine, cürgende söyliy, okuy, okuta, añlata edi. Açık, büyük Tatar sözlerimen añlatkanda, her sözü kafama bir kamçı kadar öte, mıyım döne edi.” der. Fakat Rus hükümeti Çelebi Çihan’ın okumakta olduğu ortaokulu kapattırır. Zira bu okula bilgili insan yetiştirmesi için değil, sadece Şeriat öğretilmesi için izin verilmiştir. Okulun kapatılma emri tebliğ edilince, öğretmeni dersini şu sözlerle bitirir : “- Kardaşlarım, sizge men soñ dersimni de aytayım. Siz baba ve anañıznı, Yaradanıñıznı severseñiz, Tatar tilini de seviñiz …”.

Bu Tatar dili sevgisi Bekir Sıtkı Çobanzade’ye “Kabrĭmde melekler sorgu sorasa, / Azrail tĭlĭmnĭ biñ kere torasa, / “Öz tuvgan tĭlĭmde ayt maga !” dermen, / Öz tuvgan tĭlĭmde cırlap ölermen.” dedirtmişti.

ROMANYA’DAN TÜRKİYE’YE UZANAN YOL

Komünist rejim altındaki Romanya’da 1952’de açılan ana dilde eğitim veren okullarının 1959’da kapatılışını Tatar, Türk ve bütün diğer azınlıkların çocukları da yaşamıştı. Ana dili sevgisini kalplerine gömüp saklamaya mecbur kalmışlardı.

Doğup büyüdüğüm Dobruca’da, Türk ilkokulu ve devamında okuduğum Romen okullarında öğrenci iken, ders kitaplarımda gördüğüm güzellikleri ana dilimde de ifade etmeye çalışırdım. Başaramazdım. Çünkü ana dilimde bir eğitim görmemiştim, okuduğum okulların görevi bana kendi dilimin bilgisini öğretmek, sevgisini arttırmak değildi. Ana dilimin bilgisine giden yolu kendim arayıp bulmak zorunda idim.

Elinizdeki bu Sözlük bu arayışların bir sonucu olarak ortaya çıktı. İçinde konuşma dilinden ve kitaplardan derlenmiş yaklaşık 30.000 kadar madde olmakla beraber, açıklamaları yapılmış temel kelime sayısı 25.000 civarındadır. Aradaki fark, açıklamaları yapılmamış varyant kelimelere aittir. Bazı kelimelerin birkaç söyleniş şekli vardır. Açıklaması sadece en çok kullanılan varyantında verilmişir. “Bızmak – buzmak”, cer – yer”, “col – yol” gibi bazı paralel kullanımlı varyantların ikisi de ayrı ayrı açıklanmıştır. Kelimelerin anlamları, kullananlara kolaylık olması için, halihazırda eğitim gördükleri, Türk Dünyasının ortak iletişim aracı olan Türkiye Türkçesi ve Romence ile verilmiştir.

Ta lise yıllarımda, 1952 –1955’lerde, bildiğim Tatarca kelimeleri fişlere not ederek işe başlamıştım. Ailem ve akrabalarım, mahallemin insanları, hepsi ilham kaynaklarımdı : Annem Razie Osman – Resul (1906 – 1969), babam Sait Osman Agali (1903 – 1980), ablam Reyhan Gence (1932), amcam Şükran Osman Agali (1925 – 2009), Zemine Abibula – Resul (1923 – 1996), Feruze Velula – Resul (1926), Romi Bawbek (1930 – 2008), Menasan Periyan – Memet (1934), kardeşlerim Nazmi (1943) ve Nihat Sait Osman (1945), arkadaşlarım Ziya, Sadi, Uzi, Erkân, Yaşar, Kâzım, … ve aileleri.

Köstence’deki tahsil hayatım boyunca, kitapların anahtarlarını elime verip dilbilgisine ve bir sözlük üzerine çalışmamın yolunu açanlar öğretmenlerim olmuşlardır : Türk İlkokulunda Hafız Ahmet Halil – Kuran Dersleri hocamız öğretmenimiz, Akif Muratça, Tahsin İbrahim, Mustafa Ahmet, Habib Celil, Necip Resul efendiler, Maria Bozan, Marta Popescu, Piraye Gafar hanımlar, 13 No. lu Ortaokulda Romen dili ve Edebiyatı öğretmeni Gâdei Constanţa, Rusça öğretmeni  Lucia Vladimirovna, Matematik öğretmeni Filipescu Aurel, “Mircea cel Bătrân” lisesinde Romen dili ve edebiyatı öğretmeni Robu Vladimir, Matematik öğretmeni Vodă İon beyler … 

Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde dünya kültürüne engin bilgileri ve seçkin kişilikleriyle bakmasını bilen Sayın profesörlerim Bedrettin Tuncel, Samim Sinanoğlu, Atilla Tolun Beylerin, Lamia Kerman, Beynun Akyavaş, Muallâ Genez ve Gönül Yılmaz hanımların talebesi olmanın mutluluğunu yaşadım.

SÖZLÜĞÜN ORTAYA ÇIKIŞI

Sözlükte Dobruca insanlarımızın konuşmalarından başka, halk edebiyatımızın ve Mehmet Niyazi, Müstecib H. Fazıl Ülküsal, Tahsin İbrahim, Necib H. Fazıl, Mehmet H. Vani Yurtsever, İsmail Ziyaeddin, Ahmet Naci Cafer Ali gibi yazarlarımızın eserlerinden, sabık Tatar okullarının kitaplarından ve 1980 yılından sonra çıkan Tatarca yayınlardan sürekli olarak taradığım kelimelere ve bunların kullanılma örneklerine de yer verildi.

Evimizde bana Sözlüğe çalışma ortamını sağlayan eşim Nermin Karahan ve Sözlüğün her türlü bilgisayarlık işlerini üstlenip yardım edenler oğullarım Özgür ve Haluk Karahan olmuşlardır.

Sözlüğün son şeklini verirken İstanbul’da yaşayan, Romanya’dan göç edip gelmiş birçok hemşehrilerimle görüşüp bilgilerine sık sık başvurmuşumdur. Rahmetli Mehmet Vani Yurtsever efendi (1907 – 1994), eşi Fatma Ablay – Yurtsever hanım (1909 – 2000), Selvet İsmail – Bolbol hanım (1927), Şayzer H. Fazıl – Resuloğlu hanım (1931) çok değerli bilgiler vermişlerdir. Nihat Sait Osman kardeşim ve Akmescit “İsmail Gaspıralı” Millî Kütüphanesi görevlisi Naciye Tairova hanım bana devamlı olarak, ihtiyacım olan dilbilgisi kitaplarını ve Tatarca edebî yayınları temin edip göndermişlerdir.

Bu Sözlüğün fikir halinden kitap haline gelmesini manen ve maddeten sağlayanlar ise Romanya’dan Sayın büyüğümüz Müh. Şefkati Abduraim Bey ve Sayın Üniv. Prof. Eden Ali Bey olmuşlardır.

Bu kitabın meydana getirilmesine yardımcı olan herkesten Allah razı olsun. Halkımıza hayırlı olsun.

Dilimizi daha iyi tanımak isteyen herkese faydalı olmasını dilerim.

Saim Osman Karahan, İstanbul – 2011