yard. f.
Etmek.
1. Bir hareketi, bir işi yapmak, yürütmek.
“Caş cĭgĭtler ösmez mĭ? / Dawıllı toylar etmez mĭ ? / Caş cĭgĭtler ösken son / Halkka hızmet etmez mı?” – (Boztorgay).
“Medine’de, Mekke’de eteler tawap, / Süygenĭñe kawuşsañ ne kadar sawap.” – (Boztorgay).
5. Bulmak, erişmek. Akşamnı etmek. Üylenĭ etmek.
6. (-i …-den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Yukudan etmek. Íşĭnden etmek.
7. Vermek. Ediye etmek.
8. Eşit değer kazanmak. Ekĭ ekĭ taa dört eter. Beş kere beş yĭrmĭ beş eter.
9. Herhangi bir degerde olmak. Bĭr maşina bugün kaş ley eter ?
10. Olmak; olarak görülmek. Kısmet etmek.
11. Kötülükte bulunmak.
“Akrabanıñ ektkenĭn akrep etmez.” – Atas.
12. (Astına, ıştanına, töşekkesözleriyle) Küçük veya büyük aptesini yapmak.
(-sĭz) etalmamak – Belli bir şeysiz yapamamak, olmamak, yaşayamamak: Aşsız suwsız etalmamak. Süygüsĭz etalmamak.
Baltanı bızar şot eter, şotnı bızar çok eter. – Atas. Baltayı bozar keser yapar, keseri bozar yok eder.
Caman tamak carlı eter, öskĭn cürek kanlı eter. – Atas. Yaman boğaz yoksul eder, kabarmış yürek kanlı eder.
Etkenĭñmen maktanma. – Atas. Ettiklerinle övünme.
Koñşınıñ saranı mallı eter. – Atas. Komşunun cimrisi insanı mallı eder.
Rom: v. 1.-17. A face, a efectua, a săvârşi. 2. A preface. 3. A proceda, a acţiona. 4. (Negativ) A nu se putea lipsi; a avea absolută nevoie. 9. A valora, a preţui, a costa. 10. A fi; a fi considerat ca …