s.
(Ar.). Fena. Eşanl. yaman.
1. İyi nitelikte olmayan.
“Her köşede dım kölgeler, yeşĭl küfler köpĭre. / Yatak – tahta. Yemek – fena. Yerden suwuk üfüre.” – (Çelebi Cihan – Bastırık).
2. Üzücü.
3. (Kişiler için) Gereken nitelikte olmayan.
4. Rahatsız edici.
5. Yaramaz, kötü.
“Cawsa suwlanır cerler, / Fenadır bazı tǐller. / Menǐ yamanlap saga, / ‘Akılsız, golan’ derler.” – (Boztorgay).
6. zf. Aşırı biçimde, fazla, çok.
“Fena müşkül oldu halǐ Kırım’ıñ” – (Kırım Muhacǐr Türküsü).
Fena bolmak – a) Hastalanmak. b) Üzülmek.
Fena halde (álde) – Fena halde.
Fena sayılmaz – Oldukça iyi.
Fenaga tartmak – Fenaya çekmek (yormak).
Fenasına ketmek – Üzülmek, kırılmak, sinirlenmek.
Rom: adj. 1. Rău, defectuos. 2. Trist, întristător. 3. Slab, necorespunzător. 4. Rău; greu, neplăcut. 5. Răutăcios. 6. adv. Foarte, teribil, extrem de.