is.
Yürek. Var. yürek.
1. Anat. Yürek, kalp organı.
“Kuş bek ince bĭr dalga / Konıp düşmannı bekler. / Cüregĭ de lüpülder, / Algan ölĭmnĭ alga.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
2. halk. Mide, karın, iç organlar.
“Parmagıman bĭraz may sıyırıp ala da awızına kaba. Bakkal bĭr şiy aytmay. / – Cüregĭme darımay, diy de, oca bĭr kere taa parmaklay.” – (Boztorgay).
3. mec. Korkusuzluk, cesaret.
4. mec. Acıma duygusu.
5. mec. Vicdan; art düşüncenin karışmamış olduğu duygu. Cürekten kelmek.
6. mec. Gönül, bir kimsenin ruhsal yönü.
“Anayım menĭ aldattılar, / Ocadan aldılar. / Onbeş yaşımdan caş cüregĭmnĭ / Ateşke saldılar.” – (Boztorgay)
“Cüreklerĭ áwlĭkken can talaşkan marazmız. / Bek tırışıp çalışsak, belkĭ bĭr derman bolır.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
“Külgenĭm de şayına külüş, kül bolsın. / Küle turup cürekke ot salaman.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
Cüregĭ awzına kelmek – Çok heyecanlanmak; çok korkmak.
Oktay cüregĭne ĭşlemek – Aşırı derecede üzüntü vermek.
Caman tamak carlı eter, öskün cürek kanlı eter. – Atas. Pisboğazlık yoksul eder, kabarık yürek kanlı eder.
Cüregĭnde barnıñ bĭlegĭnde de bardır. – Atas. Yüreğinde olanın bileğinde de olur.
Cürekke col cutuktan geşer. – Atas. Yüreğe yol boğazdan geçer.
Rom: s. 1. Anat. İnimă, cord. 2. (pop.) Burtă, stomac. 3. fig. Curaj, bărbăţie. 4. fig. Milă, îndurare. 5. fig. Conştiinţă. 6. fig. Suflet.