COL

C
is.

Yol. Var. yol.
1. Bir yerden bir yere gitmek için karada, havada veya suda izlenen çizgi.

“Yazsam yazı, tüşecek kollarıña. / Karap karap cılayman collarıña.” – (Boztorgay).

2. İnsan, hayvan ve araçların yürümesiyle açılmış ve belirlenmiş yer.

“Ayrım ayrım collardan ay, / Aygır mĭnĭp bĭz keldĭk ay. / Buruk buruk collardan ay, / Biye mĭnĭp bĭz keldĭk ay. / Tüyrüm tüyrüm collardan ay, / Tüye mĭnĭp bĭz keldĭk ay.” – (Boztorgay).

3. Yerleşim alanlarının içinde ve iki yerleşim alanı arasında yürümek için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi; sokak, cadde.
4. İçinden bir sıvının aktığı yatak, çukurluk yer.
5. Yolculuk.

Anter boydan artar, / Kaşlarıñ kalem tartar. / Senĭ körgen cĭgĭtler / Karap, colından kaytar.” – (Boztorgay).

6. Bir şey yapmak için çare, fırsat, imkân.

Ekĭ it talaşsa, şĭngene col tabar.” – Atas.

7. mec. Yöntem, metot.
8. Davranış, tutum biçimi.

“Kız kafeste bĭr kuştur, ürkütseñ uşar. / Cĭbere-berse anası, colından şaşar.” – (Boztorgay).

9. Uyulan ilke, usul, tarz.

“Anası, Çeber totay dep tanılgan kartanası, üynün bu tek çeçegĭne nagış ĭşlemek , cıp iymek, keten, kıbrız tokumak colların üyrete başladılar.” – (Mehmet Niyazi – Sawlıkman Kal).
“O mektepte men okumam, / Sĭznĭñ tutkan colnı kuwmam. / Bĭz ketiyĭk curtımızga.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).

10. mec. Gaye, hedef, maksat.

“Bĭz bunların alayın halkımızga anlata ve yasatabĭlmemĭz içün bĭr colda bĭrlĭk bolıp çalışmamız kerek.” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
Arpa boyı col cürmek. – Pek az yol yürümek.
Bok colına ketmek – Yararsız bir şey için yok olmak.
Col almak – Yolda ilerlemek.
Col aşmak – a) Yol yapmak. b) Yolda bulunan engeli kaldırmak. c) (Bir şeye) Sebep olmak.
Col ayırımı – Yol ayırımı (kavşağı).
Col bermek – Geçmesineizinvermek. “Calbaraman dostlarım, / Col berĭñĭz geşiyĭm. / Yarem başkasın süygen / Ketĭp konyak ĭşiyĭm.” – (Boztorgay).
Col bĭlmek – Yol bilmek.
Col bolmak – Yololmak. a) Alışkanlık olmak. b) Yöntem olmak.
Col boyı – a) Yol kenarı. b) Yolculuk süresi.
Col kesmek – Yol kesmek. a) Yolu kapamak. b) Soygunculuk yapmak.
Col kıdırmak – Yol aramak.
Col köstermek – Yolgöstermek; kılavuzluk etmek.
Col soramak – Bir yere nasıl gidilebileceğini sormak.
Col kuwmak – Yol gütmek; bir usulü izlemek.
Col tapmak – Yol bulmak.
Colda kalmak – a) Yolculukta bir yerde durmak zorunda kalmak. b) Sokakta kalmak; sığınacak yeri olmamak.
Coldan kalmak – Yoldan kalmak, gidememek.
Coldan şıkmak (sapmak) – Yoldan çıkmak.
Colga catmak – Yola yatmak; yola gelmek.
Colga kelmek – Yola gelmek; uslanmak.
Colga ketĭrmek – Yola getirmek.
Colga salmak – Yola koymak.
Colga şıkmak – Yola çıkmak.
Colga tüşmek – Yola koyulmak.
Colı tüşmek – a) Bir yerde işi çıkmak. b) Bir işin sırası gelmek.
Colın beklemek – Yolunu beklemek.
Colın karamak – Çaresini aramak.
Colın sapıtmak – Yolunu sapıtmak.
Colın şaşırmak (kaybetmek) – Yolunu şaşırmak.
Colın tapmak – Yolunu bulmak.
Colın yasamak – Yolunu yapmak.
Colında – İstendiği gibi.
Ĭşler colında ketmek – İşler iyi gitmek.
Kaytılmaz col – mec. Dönüşsüz yol, ölüm.
Közlerĭ colda kalmak – Birinin gelmesini özlemle beklemek.
Yarı colda taşlamak. – Yarı yolda bırakmak.
Aldı kolga saldı colga – Deyim. Eline aldı, yoluna koydu.
Colıñ aşık bolsın ! – Deyim. Yolculara söylenen iyi dilek sözü.
Curt ul kuwnagı, col kız kuwnagı . – Deyim. Yurt (baba evi) – oğul sevinci, yol – kız sevinci.
Kün kıska, col uzun – Deyim. Gün kısa, yol uzun.
Suw kĭşkenenĭñ col balabannıñ – Deyim. Su küçüğün, yol büyüğün.
Coraw colga mĭnsetĭr. – Atas. Kuruntu yola çıkarır.
Cürekke col cutuktan öter. – Atas. Yüreğe giden yol yutaktan geçer.
Cürgenĭñ colı, catkanıñ künü öter – Atas. Yürüyenin yolculuğu, yatanın günü geçer.
Dogrı colda cıgılgan şalt turar. – Atas. Doğru yolda yıkılan çabuk kalkar.
Ekĭ it talaşsa şĭngene col tabar – Atas. İki köpek dalaşırsa çingene fırsat bulur.
Erte turgan col alır, erte üylengen töl alır. – Atas. Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır.
Suw destesĭ suw colında kırılır. – Atas. Su testisi su yolunda kırılır.
Yazda azıksız, kışta tonsız colga şıkma – Atas. Yazda azıksız, kışta kürksüz yola çıkma.
Yukucı colda kalmaz. – Atas. Uykucu kişi yolda kalmaz.
Rom: s. 1.-4. Drum, cale, linie. 5. Călătorie, voiaj, drumeţie. 6. Cale, mijloc, posibilitate. 7. fig. Metodă. 8. Comportare. 9. Linie de conduită. 10. Scop, ţel, ţintă.
Yazar: admin