f.
Vermek.
1. (Bir şeyi) Birisine iletmek, bırakmak.
“Bardım
bĭr baş cengeme. / Cengen saga ne
bere? /
Bĭr kesekşĭk
et bere.” – (Boztorgay).
“
Elma berdĭm, sen aşadıñ, / Kabıgın kayda taşladıñ? / Sewdalıknı sen başladıñ, / Şĭmdĭ menĭ taşladıñ.” – (Boztorgay).
2. Bağışlamak, hediye etmek.
“Jandarga, notarga
bĭrkaç ley berdĭñ mĭ, senĭñ esrĭklĭgĭñ körmiy.” – (M. Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
“Vaktında alemdiy etĭp ĭşlemegenden sora,
Allah senĭñ kayerĭñe
berecek ?” – (Necip
H. Fazıl – Cawşılık).
3. Bir şeyi kullanım için bırakmak.
“Apaylarga Halim
bay faytonnı
bere. /
Ekĭ yakşı dorunı faytonga cege.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Sultaniye Tepreşte).
4. Atfetmek, ondan bilmek.
5. (Düşünce veya bilgi anlatan şeyler için) Başkalarına iletmek, bildirmek. Akıl bermek. Selâm bermek. Kaber bermek.
“Awursañ maga
haber ber, men bararman, alay, / Betĭñnĭ sıypap közĭñnĭ cumdurarman, alay.” – (Boztorgay);
“
Bo tatlı ses keçken künden bĭzlerge / İbret bergen hakikatlar añlata.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
6. Yöneltmek, çevirmek, döndürmek. Şáşĭn solga berĭp taradı.
7. Herhangi bir duruma yol açmak.
“…
Aga kardaş tuwganlık tuygusınıñ
çetsĭz süyüwlerĭmen üyge şenlĭk
bere edĭler.” – (M. Niyazi – Sawlıkman Kal).
8. (Toplantı) Düzenlemek, konuk ağırlamak. Konferans bermek. Ziyafet bermek.
9. (Sanatçı) Topluluk önünde sanatını göstermek. Konçert bermek.
14. Doğurmak; ürün vermek. Cemĭş bermek.
“Hacı Bekĭr soyından kız anası, / Agalıkman nam bergen kartbabası.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Toy, piyes).
“Gülsümcĭk’nĭñ üy bolgan son bel awrusı keçmedĭ, / Kurtsöyün’
ge döl berĭp te, ul şerbetĭ içmedĭ.” – (Server Turpçu – Çongar Köyü).
15. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak.
“
Demek mında müsafĭr bolıp keldĭñ. /
Hay kĭdĭ ! Maga
boş yerge ümĭt berdĭñ.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Sultaniye Tepreşte).
16. Herhangi bir duruma sokmak. Ateşke bermek.
17. Sahip olmasını sağlamak, mülkiyetine vermek.
“Niçün men körmeden zarlarnı alawuyasıñ ?
Balama çagama bayramlık almay
bu künge cıygan paralarnı kolaylıkman berewuyar sanasıñ mı ?” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
18. (Bir şey üzerinde) Etki yapmak, biçimini değiştirmek. Pĭşĭm bermek.
19. Tespit etmek. Kün bermek.
20. Kazandırmak, katmak.
“Başka masallar bonlar kadar tat bermiy de.” – (Necip
H. Fazıl – Kırım).
21. Ayırmak, harcamak. Emek bermek.
22. Dayamak, değdirmek, bir yöne çevirmek. Arkasın berĭp otırmak.
23. (Allah, Tanrı özne olarak gösterilince) Uygun görmek, dilemek, yardımcı olmak, bağışlamak.
Rom: v. 1. -23. A da. 1. A lăsa din mână, a da drumul. 2. A pune, a aşeza. 3. A amâna. 4. A uita undeva. 5. A înmâna, a da cuiva. 6. A permite, a da voie. 7. A lăsa să atârne. 8. A da ca moştenire. 9. A se dezobişnui. 10. A renunţa, a abandona. 11. A elibera. 12. A divorţa. 13. A părăsi. 14. A se despărţi, a pleca. 15. A accepta să vândă la un preţ mai ieftin. 16. A încredinţa. 17. A nu lua cu sine. 18. A ceda dreptul de proprietate cuiva. 19. A-şi arăta efectul.