is.
(Ar. haber). Haber. Var. kaber.
1. Bir olay üzerine edinilen veya verilen bilgi.
“Bugün ne gün sáátĭ ? Cumartesĭ. O yaka habernĭ bo düşembe tuwul, ta anaw bĭr düşembĭge beriyĭk.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
2. Radyo, televizyon, gazete gibi iletişim araçlarıyla duyurulan bilgi.
3. Bir bilgi alanında görüş, fikir sistemi.
4. Dilb. Yüklem.
“İyenĭñ nĭşlegenĭn yada iye akkında ne aytılganın bĭldĭrgen cümle kesegĭne haber denĭlĭr.” – (Tatar Tĭlĭ – II).
Caman haber – Kötü haber.
Haber almak – Bilgi edinmek.
Haber bermek – Haber vermek a) Bildirmek, duyurmak “Awursañ maga haber ber, men bararman. / Betĭñnĭ sıypap közĭñnĭ cumdurarman.” – (…- Boztorgay). b) Bir olayın belirtisi olmak.
Haber cĭbermek – Haber göndermek.
Haber şıkmamak – Haber gelmemek, haber çıkmamak.
Haber teber – Haberler.
Haberĭ bolmak – Haberi olmak, bilmek.
Hayırlı haber – İyi haber.
Kara haber – Ölüm veya felâket haberi.
Haberĭñ bolsın ! – Deyim. Bir konuda uyarmak için söyenir.
Haber sorasañ baladan sora. – Atas. Haber soracaksan, çocuktan sor.
Rom: s. 1. -2. Veste, ştire, informaţie. 3. Cunoştinţe (despre ceva); idee, părere. 4. Gram. Predicat.