BO

BO
s. ve z.

Bu. Var. bu.
1. s. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olan.

“Ketecekmĭz bo yerden dawullı toyday, / Kalacaktır göñlĭmĭz cayragan koyday” – (Boztorgay).
Degen : Bu (bo) yıl bĭraz erte kelĭrmen.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
“Bo pursatnı kaçırmamalı, ötmek parasın çıkarmalı.” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).

2. z. En yakında bulunan veya az önce anılan bir şeyi gösterir. (Çekimli şekilleri : Bonıñ – bunun, boga – buna, bonı – bunu, bondabunda, bondanbundan; çoğulu : bolar, bonlar – bunlar).

“Bo tutkan, / Bo soygan, / Bo pĭşĭrgen, / Bo ‘Ka maga?’ degen.” – (Boztorgay).
“Babaña barıp calbarmam, anañdan sormam. / Boga derler cĭgĭtlĭk, alırman zorman.” – (Boztorgay).
“Ah, bu (bo) bĭzge / Eglencedĭr belkĭ…” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
Bo arada – a) Bu süre içinde. b) Birlikte, beraber.
Bo gadar (kadar) – Bu kadar, bu denli.
Bo ketĭşmen – Bu gidişle, bu biçimde.
Bo sefer (seper) – Bu defa.
Bo yüzden – Bu sebepten.
Bo man bĭrge (barabar) – Bununla birlikte, bununla beraber.
Bondan soñra (sora) – Bundan sonra.
Akıl bo ya – Deyim. İnsanın aklına şu düşünce de gelebilir, anlamında.
Bo kadar kusur kadı kızında da bolır. – Deyim. Bu, önemiz bir kusurdur, anlamında.
Bondan iygĭsĭ can sawlıgı – Deyim. Bundan daha iyisi olamaz, anlamında.
Senden süyer kĭşĭm cok, bondan artık aşım yok. – Deyim. Senden daha çok sevdiğim kimsem yok, bundan fazla aşım yok.
Ya bo tüyenĭ kütmelĭ, ya bo diyardan ketmelĭ. – Deyim. Ya bu deveyi gütmeli, ya bu diyardan gitmeli.
Rom: 1. adj. dem. Acest, această. 2. pron. dem. Acesta, aceasta.
Yazar: admin