f.
İşlemek.
1. Çalışmak, bir şey meydana getirmek ve geçimini sağlamak için bir işyerinde emek harcamak.
“Vaktında alemdiy etĭp ĭşlemegen sora, Allah senĭñ kayerĭñe berecek ?” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
2. Bir şeye emek verip onu daha elverişli duruma getirmek.
3. Nakışlamak, nakış yapmak.
“Anası, Çeber totay dep tanılgan kartanası, üynüñ bu tek çeçegĭne nagış ĭşlemek, cĭp iymek, keten, kıbrız tokumak colların üyrete başladılar.” – (Mehmet Niyazi – Sawlıkman Kal).
4. İçine girmek, etkilemek.
5. (İş yerleri veya aletler, makinalar) İyi çalışmak; çalışır durumda olmak.
6. Hareketli olmak.
7. Bir konuyu incelemek, anlatmak, öğretmek.
8. (Yara) Kapanmamak.
9. Kayıtları, hesapları gerekli yerlere yazmak.
Cara ĭşlemek – Yara kapanmamak.
Cün ĭşlemek – Yün iplik eğirmek.
Cĭgerĭne ĭşlemek – Çok dokunmak.
Cüregĭne ĭşlemek – Çok derin acı uyandırmak.
Kafası ĭşlemek – İyi düşünmek.
N’ĭşlep ? – Ne sebeple ?; ne vesileyle ?; ne, niçin ?. “Ne boldı ? Ne ĭşlep cüresĭñ bo málde ?” – (Necip H. Fazıl – Kırım).
N’ĭşliycek? (Ne ĭşliycek) – 1. Ne iş yapacak ? 2. Nasıl hareket edecek ? “Bonı eşĭtken garĭp tatar ne ĭşliycek ? Ĭster ĭstemez cerĭnde otıracak, moynın iyecek.” – (Necip H. Fazıl – Kırım).
N’ĭşliysĭñ ? (Ne ĭşliysĭñ ?) – 1. Ne yapıyorsun ? 2. Nasılsın ?.
Topraknı ĭşlemek – Toprağı ekip biçmek.
Erĭnşek ekĭ ĭşler, artından parmagın tĭşler – Atas. Tembel iki kere iş yapar, yine de ardından parmağını ısırır.
Erĭnşek oturup yuklar, catıp ĭşler – Atas. Tembel oturup uyur, yatıp çalışır.
Ĭşlegen temĭr ışıldar. – Atas. İşleyen demir ışıldar.
Kuş balası yuwasında körgenĭn ĭşler. – Atas. Kuş yavrusu yuvasında gördüğünü yapar.
Rom: v. 1. A munci, a lucra, a face. 2. A îngriji, a prelucra. 3. A broda. 4. A pătrunde, a influenţa. 5. A funcţiona. 6. A fi activ, a fi animat. 7. A cerceta, a prelucra o temă. 8. (Despre răni) A zvâcni. 9. (Contab.) A înregistra.