is.
(Fars. derman) Derman.
1. Güç, takat.
2. mec. İlâç.
“Suwda arman bolır mı, / Ayda orman bolır mı? / Sewda hastalarına / Acep derman bolır mı?” – (Boztorgay).
3. mec. Çıkar yol, çare.
“Cüreklerĭ áwlĭkken can talaşkan marazmız. / Bek tırışıp çalışsak belkĭ bĭr derman bolır.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
“Halkın dertĭmen canmak, onı sade sermek ve tüşünmek tuwuldır, asıl bu dertlerge derman, çare tapmaktır.” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
Derdĭn caşırgan derman tapmaz. – Atas. Derdini gizleyen derman bulamaz.
Rom: s. 1. Putere, forţă. 2. fig. Leac, medicament, doctorie. 3. fig. Remediu, soluţie.