is. s. ve zf.
İyi, güzel. Var. arü, árü, árüw. Eşanl. yakşı, güzel, iygĭ. Karşıtı yaman.
1. is. Beğenilen, sevilen, hoş, istenilen nitelikte olan kişi.
“Bĭr elá-köz yarem bolsa aw, / (…) Sensĭn menĭm arüwĭm dep, ay iygĭler, / Kopaya cürsem.” – (Boztorgay).
“Arüwden kalgan dünyalarga toprak tolsın, / Cerĭ suwga karışsın da harap bolsın ! / Kündüz künüm hiç tuwmasın, gece de ayım, / Calgız özĭm dünyada, ay, ne yasayım ?” – (Nuraldin – Meyit / Emel M.).
2. is. İyilik.
“Baba ve ana ballarına öyle bĭr terbiye bermelĭler ki, bunlar cetkende arüwmen camannı ayırt etmelĭ.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Toy, piyes).
3. s. Hoş, iyi huylu, beğenilen, güzel, aranılan nitelikte olan.
Arüw kĭşĭ – İyi insan.
Arüw künler – Güzel günler.
Körmesĭ arüw – Görünümü iyi.
Arü mektep – Nitelikli okul.
“Vay ne arüw, dünyada / Caşlıkta yar süymesĭ. / Yüregĭñe melemdĭr, / Aytkan sözĭ, cilwesĭ.” – (Boztorgay).
“Saw bol, arüw millet, bugün yuklasañ da / Köz yaşımman betĭñ sıypap men yantarman.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
“Bayramlarımızda, toylarımızda, cıyınlarımızda şenlĭk yasayık. Ama içkĭmen, kumarman tuwul. cırlarıman, oyunlarıman, arüw milli adetlerĭmen.”– (Müstecib H. Fazıl Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
4. Yararlı.
“Bayga barsañ kuwanıp körmezsĭn kuwnaş, / Ondan aruw üyümde katıklı omaş.” – (Boztorgay).
“Etnĭñ söllĭsĭ, cĭgĭtnĭñ cellĭsĭ arüwdĭr.” – Atas. Etin sulu olanı, yiğidin çevik olanı.
5. Hayırlı, uğurlu.
“İtke talanmaktan şalını dolanmak arüwdĭr.” – Atas. Köpege dalanmaktansa, çalıyı dolanmak iyidir.
6. Sağlıklı, esen.
Amansıñ mı, arüwsĭñ mĭ? – İyi misin?.
“Şĭmdĭ arüwmen desem, bĭr tınış sonra awriyman.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Toy, piyes).
“Uruwlarım toplaşıp / Hatĭr sorap keldĭler. / Fikret kardaş arüw dep / Ümit etĭp kettĭler.” – (Boztorgay).
7. Yerinde, uygun.
“Bondan arüwĭ can sawlıgı.” – (Boztorgay).
“Kılıgı arüwnıñ itibarı artık.” – Atas. (Boztorgay).
8. Yeterli, yetecek miktarda olan. Yemegĭñ tuzı büberĭ arüw.
9. zf. Uygun, beğenilen, dostça; istenilen bir biçimde, gerektiği gibi.
“Şáşlerĭñ bükle bükle, / Kapıñnı arüw şekle. / Anañ babañ catkan son / Menĭ şardakta bekle.” – (Boztorgay)..
“Kĭmerde bĭr yapraklarıñ solsa da, / Bar mı, bĭlmem, senday arüw körüngen?” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
10. zf. İyicene, adamakıllı.
11. zf. (a’rüw) Peki, kabul.
Arüw, aytarman – Peki, söylerim.
“Halimcan : Bek arüw, senĭñ degenĭñ bolsın.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Toy, piyes).
Arüw bolmak – a) Hastalıktan kurtulmak. b) Gerektiği gibi olmak.
Arüw etĭp – İyi bir şekilde, gerektiğ gibi; iyice, yeterince.
Arüw etmek – İyi etmek. a) Hastayı iyileştirmek. “Yok bĭrşiy komşı. Nazarlangan. Men onı şĭmdĭ arü etermen.” – (Heyet – Tatar Tĭlĭ II).b) Gerektiğinı yapmak. “Sĭzge bayramlık rakı azırlattım. Arüw etkemen ya, asabalar?” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
Arüw körĭşmek – Dostça ilişkilerde bulunmak.
Arüw niyetlĭ – İyi niyetli.
Álĭ vaktı arüw – Hali vakti iyi; varlıklı.
Gene arüw (ke) – İyi ki; şükür ki. “Vay gene arü sen körgesĭn balam. Bek arü etkesĭn su man söndĭrĭp. Ondan başka bo celde balaban yangın bolır edĭ.” -(Heyet – Tatar Tĭlĭ II).
Ne arüw – Ne iyi ! (Memnuniyet sözü). “Ah, katiyĭm, Kırım’ga ketalmayman. Hasretĭmen cansam da cetalmayman. / Ne arüw ke mında özĭmnĭ taptım, / Öz halkımnı, tĭlĭmnĭ, sözĭmnĭ taptım.” -(Mehmet H. Vani Yurtsever – Sultaniye Tepreşte).
Atıñ arüwĭ arkanda, kıznıñ arüwĭ Tarhan’da bolır. – Deyim. Atın iyisi urganda, kızın güzeli Tarhan’da olur.
Berdĭm saga bĭr bakla, sırımnı arüw sakla. – Deyim. Verdim sana bir bakla, sırrımı sen iyi sakla.
Bolımsızman üy bolgaşı, boydak kalganım arüw. – Deyim. Salakla ev olmaktansa, bekâr kalmam iyidir.
Türk Lehç.: Kırım. – arüv ; Nog. – árüv ; Karaçay Malkar., Kazak., Kazan. – aruv ;