s.
Bol. Var. mol.
1. Daha büyük veya daha geniş; darkarşıtı.
2. Çok, çok olan. Kıt, azkarşıtı.
“Bol yapraklı terekler / Kölge üşün kerekler. / Tez dawran nazlı yarem, / Menı öldĭrecekler.” – (Boztorgay).
“Şaytanıñız bol, bahtıñız kısır bolsın, akaylar !” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
3. Gür, sık ve uzun.
“Bol kĭrpĭkke kaş kerek, / Yüzügĭñe taş kerek. / Kart dostnı kateceksĭñ? / Saga lâyık caş kerek.” – (Boztorgay).
Bol bol – zf. Çok bol olarak.
Bol kĭseden atmak – Çok abartmak.
Rom: adj. 1. (Despre îmbrăcăminte) Larg, mare. 2. Abundent, bogat, îmbelşugat, mult. 3. Des şi lung.