EKEN

E
yar. f.

İmiş; e+mek (imek) ek fiilinden -mişli geçmiş anlamlı şekil. Var. emĭş, ekĭyĭm, ekeş, ekeşĭ.

“Al eken kölegĭ, / Aşık eken yakası….” – Al imiş gömleği, / Açık imiş yakası… (Boztorgay).
“Endĭden soñ, ne bĭleyĭm, bolır m’eken, / Kawuşkaydık dawkessĭz bĭr arüw hanga.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
Ekende – İken, olduğu zaman, -diği zaman. “Zaman zaman ekende, / Ewel zaman ekende, / Dewele tellal ekende, /…Kaplı kuplı bakalar / Kanatlangan uşmaga, / Deryadakı balıklar / Kira tutkan köşmege.” – (Nedret ve Enver Mahmut – Bozcĭgĭt).
Bĭr zamanda bar eken, bĭr zamanda yok eken. – Deyim. Bir varmış, bir yokmuş. (Masalların başlangıç cümlesi).
Rom: v. Era; forma de imperfect a verbului auxiliar-desinenţial E+mek.
Yazar: admin