AT2

A
is.

Zool. At. (Lat. Equus caballus).
1. Binme, yük taşıma gibi işlerde kullanılan, bazı Türk boylarında eti ve sütü için de yetiştirilen memeli evcil hayvan.

“Karaker atım bolsa, / Mĭner edĭm yegerlep. / Maga senĭ maktaylar, / Em ‘dülber’, em ‘şeber’ dep.” – (Boztorgay).
“Ton cabınıp kart cürgen, / Caş kuşanıp at sürgen.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
“Şongar halkın bĭlĭrmen, kawgacıdır, / Konakbaydan et tĭlep dawacıdır. / Bĭr toy bolsa balaban at soyarlar, / Şırbörekmen botkaga bĭr toyarlar.” – (Ali Osman Ayrantok – Bĭlgenĭm).

2. Satranç (şah) oyununda L biçiminde hareket eden taş.

“Amet başta atnı atlata, ekĭncĭ seferĭ sırası kelgende, filnĭ tĭldiy kadaltıp Bugalı baynıñ ulına mat berĭp, oyunnı kazana.” – (Nedret ve Enver Mahmut – Bozcĭgĭt).
At araba – a) At ve araba. b) At koşulan araba. c) Çiftçilik araç gereci (Rom. Atelaj agricol).
At atlanmak – Ata binmek.
At aylanmagan yerde – Daracık yerde; at dönemeyen yerde.
At başı barabar – Aynı durumda; bir hizada.
At caklı – Yanakları uzun (kimse).
At cambazı – a) Sirkte at üstünde akrobatik hareketler yapan kimse. b) At alıp satan kimse.
At cekmek – Atı arabaya koşmak.
At cuwurtacak kadar (yer) – Çok geniş (yer); at koşturacak kadar (geniş yer).
At cuwurtmak – At koşturmak, istediği gibi hareket etmek.
At kestanesĭ – Bot. At kestanesi. (Lat. Aesculus hippocastanum).
At kılı – Atın kuyruğunun veya yelesinin uzunca ve sert kılı.
At kuyrugu – Bot. At kuyruğu, ilâç olarak kullanılan bir bitki. (Lat. Equisetum arvense).
At-mat – Atlar veya onun yerini alabilecek başka hayvanlar.
At meydanı – At koşusu yapılan yer; hipodrom.
At mĭnmek – Ata binmek.
At oynatmak – a) Atla hüner göstermek. b) Delikanlılık etmek; yaşamak. c) Bir yerde bildiği ve istediği gibi davranmak.
At pazarı – At alınıp satılan yer.
At sürmek – Ata binmek veya atı arabada kullanmak.
At şapkılamak – At koşturmak.
At şapmak – At koşturmak.
At şatlatmak – a) Atın ölümüne yol açmak. b) mec. Atı çok hızlı sürmek.
At şıbını – At sineği.
At tuwarmak – Atın koşumlarını çıkarmak.
At tügĭ – At tüyü; atın vücudu üzerindeki kısa tüyleri.
Cınıs at – Cins at, soylu at.
Cüyrük at – Hızlı koşan at, yarış atı.
Kayt at – İtaatsiz at; huylu at.
Kurşangı at – Uyuz at.
Kuylu at – Huylu at.
Anañ Tat, babañ Tat, ne kerek saga balaban at, mĭn eşegĭñ corgalat. – Deyim. “Senin kim olduğunu biliriz, neden kurumlanırsın? Durumuna göre davran”, anlamında.
At arılıp, ton tozdırıp – Deyim. Atını yorarak, giysilerini yıpratarak; uzun sürmüş zahmetlerle.
At barda, miydan tabılmaz, miydan barda at tabılmaz. – Deyim. At varken, meydan bulunmaz, meydan varken, at bulunmaz.
At borcıman kız borcın Allah öder. – Deyim. At borcuyla kız borcunu Allah öder.
At ızı it ızına karıştı. – Deyim. İyi ve kötü birbirinden ayırdedilemez hale gelindi.
At körse aksar, suw körse suwsar. – Deyim. At görünce aksar, su görünce susadım der; her gördüğüne heveslenir.
At mĭnmegen at mĭnse, şaba şaba öttĭrĭr. Ton kĭymegen ton kĭyse kaga kaga tozdırır. – Deyim. At binmeyen ata binerse, hızlı sürüp öldürür. Kürk giymeyen kürk giyerse, çırpa çırpa yıpratır.
At murattır. – Deyim. (Rüyada at görmek) Bir isteğe kavuşmaktır şeklinde rüya yorumu.
Atıñ cüyrük bolsa, mĭn de şap. – Deyim. Atın yürükse, bin de koştur; a) olanağın varsa kaç, kendini kurtar. b) olanağın varsa ispatla.
Atka et, itke ot bermek – Deyim. Bir işi ters yapmak.
Atnıñ ölĭmĭ arpadan bolsın. – Deyim. Atın ölümü arpadan olsun; sevilen bir iş yapılınca sonuçları kötü de olsa katlanılır, anlamında.
Attan tüşüp eşekke mĭndĭ. – Deyim. Attan inip eşeğe bindi; daha küçük bir mevkiye düşenler için söylenir.
Awlaknıñ atı ozgaşı, köyĭmnĭñ tayı ozsın – Deyim. Elin atı geçeceğine, köyümün atı geçsin, yarışı alsın.
Kartlık caman şiy eken, aygır başım at boldı. – Deyim. Yaşlılık kötü birşey imiş, gururlu başım uysal oldu.
Mĭnecek eşşegĭ yok, at begenmiy. – Deyim. Binecek eşeği yok, at beğenmez.
Ne köterĭp atka mĭnset, / Ne kötĭme parmak tiyset. – Deyim. Ne kaldırıp ata bindir, ne de kıçıma parmagını değdir.
Suw körse suwsar, at körse aksar. – Deyim. Su görünce susadım der, at görünce aksar.
Tĭşĭñ tĭşke tiymese ettĭr, ayagıñ yerge tiymese attır. – Deyim. Dişin dişine değmezse, ettir, ayağın yere değmezse, attır.
Üş nalman bĭr at kerek – Deyim. Üç nalla bir at gerek.
Ak piyĭlnĭñ atı arımaz. – Atas. Doğru insanın atı yorulmaz. (İşleri aksamaz).
Alacak atnĭñ tuyagı altın bolıp körĭnĭr. – Atas. Alacak atın toynağı altındanmış gibi görünür.
Arık atka kuyrugu awur. – Atas. Zayıf ata kuyruğu yük.
Arpa aşamagan at kamşıman cürmez. – Atas. Arpa yemeyen at kamçıyla yürümez.
At alsañ awulıman, kız alsañ uruwuman. – Atas. At alırsan avulu ile, kız alırsan uruğu ile.
At alsañ barlıdan, kız alsañ carlıdan. – Atas. At alırsan varlıklıdan, kız alırsan yoksuldan.
At awnagan yerde tügĭ kalır. – Atas. Atın ağnadığı yerde tüyü kalır.
At aylansa, kazıgına. – Atas. At dönerse kazığına (dolanır).
At barlıdan, kız carlıdan – Atas. At varlıklıdan, kız yoksuldan (alınır).
At mĭngennĭñ, kılış kuşangannĭñ. – Atas. At binenin, kılıç kuşananın.
At mĭngennĭñ, ton kĭygennĭñ. – Atas. At binenin, kürk giyenin.
Sabısın körĭp atın al, anasın körĭp kızın al. – Atas. Sahibini gör, atını al / Anasını gör, kızını al.
Tebĭngen attan toz şıgar. – Atas. Tepinen attan toz çıkar.
Tentek attan toz şıgar. – Atas. Huysuz attan toz çıkar.
Torbasız at corgalar, sokur pışak ırgalar. – Atas. Torba yemle beslenmemiş at rahvan gider, kör bıçak hırpalar.
Yakşı at cemĭn arttırır, kayt at kamşısın. – Atas. İyi at yemini artırır, huysuz at kamçısını.

Türk Lehç. : Kırım., Nog., Kazan., Karaçay Malkar. – at; Moğ. – aduu;

Rom: s. 1. Zool. Cal. 2. Piesă la jocul de şah.
Yazar: admin