is. ve s.
(Fars. duşman). Düşman. Var. düşman. Eşanl. caw. Karşıtı dost.
1. Birinin kötülüğünü isteyen, ona zarar vermeye çalışan kimse.
“Cawın cawdı, sel boldı. / Derelerge suw toldı. / Bĭzĭm ayrılmamızga / Duşmanlar sebep boldı.” – (Boztorgay).
2. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil uyrukları.
“Camĭge, mihrapka, sarayga kĭrseñ, / Deñĭzler, çöllernĭñ çetĭne erseñ … / Senĭnmen duşmanga yarlıklar yazsam.” – (Bekir S. Çobanzade – Tuwgan Tĭl).
3. Aralarında büyük anlaşmazlık olan tarafların her biri.
4. Bir şeyin iyi olmasına, var olmasına, yaşamasına engel olan.
“İlĭm, sahibĭne dost; mal, sahibĭne duşmandır.” – Atas.
5. mec. Bir şeyi aşırı bir şekilde tüketen. Ötmek duşmanı.
6. mec. Bazı şeylerden nefret eden. Sĭgara duşmanı.
7. mec. Hak eden. Şamar duşmanı. Tayak duşmanı.
Can duşmanı – Azılı düşman.
Doska duşmanga karşı – Dosta, düşmana karşı; herkese karşı.
Duşman awzı – Duşmanın uydurduğu söz.
Duşman şatlatmak – Başarılarla duşmanı kıskandırmak.
Kaşık duşmanı – (şaka) Kadın, eş.
Alla kĭşĭnĭñ duşmanına bermesin. – Deyim. Allah insanın düşmanına vermesim. (Bir derdin büyüklüğünü anlatmak için söylenir).
Akıllı duşman akılsız dosttan iygĭdĭr. – Atas. Akıllı düşman akılsız dosttan iyidir.
Duşmanga ser berĭlĭr, sır berĭlmez. – Atas. Düşmana ser verilir, sır verilmez.
Duşmanıñ kımırska bolsa, ondan fildiy sakın. – Atas. Düşmanın karınca olsa, ondan filmiş gibi sakın.
Rom: s. 1.-7. Adversar, duşman. 2. Mil. İnamic.