ERKEK

E
is. ve s.

Erkek.
1. Canlıların dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Karşıtı insanda kız, apakay, kadın, kıskayaklı, diğer canlılarda ırgaşı, dĭşĭ, kancık.

“Şĭmdĭkĭn sade kıskayaklısı tuwul, erkegĭ de şo bola. Eskĭden bĭzĭm balalıgımızda küreşĭp cüretaan akaylar neday bolataan edĭler endĭ ? Tam bĭrer ejderha.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
Erten kaşkan tumsa sıyır, / Akşamga bızawlap kele diy, / Erkek bolsa ökĭre kele diy, / Irgaşı bolsa sekĭre kelediy.” – (Boztorgay).
Arslannıñ erkegĭ, dĭşĭsĭ kene arslandır. – Atas.

2. Yetişkin adam.

“Şunı bala ĭşĭ yasama. Erkek kibi oyna.” – (Müstecib H. Fazıl Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).

3. Koca, eş.
4. Aile reisi.
5. s. Erkek cinsten olan. Erkek doktor. Erkek mışık.
6. s. mec. Sözüne güvenilir, kararlı, mert.

Erkek tananıñ başı balaban. – Deyim. Erkek dananın başı büyük olur.
Erkegĭ bolmagan üynĭñ küneşĭ bolmaz. – Atas. Erkeği olmayan evin güneşi olmaz.
Erkek kusurı apakay yanında aytılmaz. – Atas. Erkek kusuru kadının yanında söylenmez.
Erkek tıştan, apakay ĭşten yasayım demelĭ. – Atas. Erkek dışarıdan, kadın içeriden evi için gayret etmeli.
Rom: s. 1. Mascul; bărbat. 2. Om matur. 3. Soţ. 4. Şef de familie. 5. adj. Masculin, bărbătesc. 6. adj. fig. Curajos, brav.
Yazar: admin