is.
1. Yarının sabahı; sabah.
“(Sĭgára) Erten bolacak bolsa bek yaman cütkürte.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
2. zf. Sabahleyin.
“Erten, üyle tüy sorpa, akşam kürpe. / Şınlamasam kaytiyĭm, şaytan türte.” – (Boztorgay).
“Erten, bĭr mĭnsĭz Böralĭ kartanasının, anasının, yaşlı konşuların kolların öptü, eñ soñ Zahide’ge aylandı.” – (Mehmet Niyazi – Sawlıkman Kal).
Erten akşam – Sabah akşam, sürekli.
Ertenden, ertenmen – Erkenden.
Calşı catar cal eter, erten turar, sal eter.” – Deyim. Amele yatar dinlenir, sabah kalkar işe atılır.
Ertenge kalgan, artka kalır.” – Atas. Yarına kalan geriye kalır.
Rom: s. şi adv. 1. s. Dimineaţă. 2. adv. Dimineaţa, în cursul dimineţii.