s. ve is.
Acı. Var. acı, accı, aşşı, aşuw.
I – 1. s. Sert, keskin, şiddetli; vücuda işleyen, organlara ağrı veren. Aşşı cel. Aşşı suwuk. Aşşı tütün (duman).
“Küz cellĭ cawunman, aşşı kırawman kıştan selâm ketĭre başladı da.” – (Necip H. Fazıl – Kırım).
“Geceler suwuk bola, kıraw tüşe başlay. Taa soñ aşşĭ celler men cawunlı günler kele.” – (Ekrem Menlibay, Ali Naci Cafer – Okuma Kitabı III).
2. zf. Sert bir şekilde, şiddetle.
II – 1.s. Biber tadında olan, ağzı yakan. Karşıtı tatlı. Aşşı büber – Acı biber.
“Neçün cabadan caba halkıñ balası içün awuzımnıñ tatlı damın aşşı etiyĭm ?” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
2. s. Yenilir veya içilir tatta olmayan. Aşşı salata. Aşşı suw.
“Aşşĭ alma, tatlı armut, aşlamayman. / Altmış şuwal şınım bar, başlamayman.” – (Boztorgay).
“Ekĭ kurnalı çeşme, / Aşşĭdĭr, suwın ĭşme. / Ĭşer iseñ ĭş amma, / Sakın menden vazgeşme.” – (Boztorgay).
3. is. Acılık, acı tat.
“Uzagı man yakınnı cuwırtkan bĭlĭr, / Aşşısı man tatlısın tatkan bĭlĭr.” – (Nedret ve Enver Mahmut – Bozcĭgĭt).
4. is. Acı yiyecek. Aşşını bek süyer. – Acı yiyecekleri pek sever.
5. s. ve zf. mec. İncitici (davranış, söz veya durum).
“Kum üstüne ot pĭtmez. / Pĭtse de ösĭp cetmez. / Aytkan aşşĭ sözlerĭñ / Ĭş te kalbĭmden ketmez.” – (Boztorgay).
“O saga aşşı aytıp hatĭrĭñ kaldırsa da, sen tatlı aytıp onıñ hatĭrĭn tapmaga çalış.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Toy, piyes).
Aşşılı ekşĭlĭ – mec. İncitici, kırıcı.
Aşşı patlıcannı kıraw cakmaz. – Atas. Acı patlıcanı kırağı yakmaz.
Aşşı söz dinden şıgarır, tatlı söz inden şıgarır. – Atas. Acı söz dinden çıkarır, tatlı söz inden çıkarır.
Aşşıga tatlı berĭlmez. Atas. Acı sözlere tatlı karşılık verilmez.
Aşşını tatmadan tatlıdan añlamaz. – Atas. Acıyı tatmadan tatlıyı anlamaz.
Türk Lehç.: Kırım.- Accı; Nog. Kazak. – Aşşı, aşı; Başk. Ası; Kazan., Karaçay Malkar. – Açı; Altay, Teleüt. – Açu; Kırgız. – Açuu; Uygur, Özbek. – Aççik; Türkm., Azeri., Gagavuz. – Acı.
Rom: s. şi adj. 1. Amar, necaz, durere. 2. Mânie. 3. Dorinţă de răzbunare. 3. Adj. Amar, neplăcut.