is.
Duman.
1. Bir maddenin yanması ile meydana gelen gaz ve katı zerrecikler karışımı.
“Şu vapornıñ dumanı budak budak, / Kettĭ Dobroca halkı, kalmadı kuwnak.” – (Boztorgay).
“Cĭgáranı cagıp ekĭ duman sawurgandan sora : / – Bo maga eş te yaramay Alĭmseyit.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
2. Sis.
“Yüksek tawlarnıñ töbesĭ duman. / … Egĭlĭp bakar da, süzĭlĭp kĭrer, / Küler de, öper de, kolların kerer, / Hem dönmez yolından, hem de yol berer.” – (Bekir S. Çobanzade – Duman).
3. Tozların meydana getirdiği hava bulanıklığı.
4. s. argo. Kötü, yaman.
Duman attırmak – Birini çok kötü bir duruma düşürmek.
Dumanı üstünde veya Dumanı tütiy. – “Olmasından, meydana gelmesinden henüz çok vakit geçmedi “ anlamında söz.
Ĭşĭ duman – İşi kötü.
Şıgaragı kıyış bolsa da, dumanı tüm-tüz şıksın. – Deyim. Bacası eğri olsa da dumanı düz çıksın.
Rom: s. 1. Fum. 2. Ceaţă. 3. Negură, pâclă. 4. adj. arg. Ca vai de lume.