KĬSE

K
is. ve s.

(Fars. kise)
1. is. Cep; giysinin belli bir şey koymaya yarayan, torba biçiminde yapılmış yeri.

“Kriza da bolsa, ep gene bayram ya. Herkesĭñ kĭsesĭnde beş on parası tabılır.” – (Müstecib H. Fazıl Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
Azat, Hasan, Ali kĭselerĭnden ufak paralar çıkarıp masanıñ üstüne, aldılarına koyarlar.”– (Müstecib H. Fazıl Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).

2. is. Kese; para, tütün gibi şeyler koymaya yarayan, ağzı bağlanıp cebe konulan küçük kumaş torba.

“Men bĭr kĭse ĭşledĭm al şugadan. / Cĭgĭt bolsañ al da kaş karşıgadan.” – (Boztorgay).

3. s. Bir kese miktarında, bir kese dolusu olan.

“Şay degende, vezĭrlerden bĭrsĭ cebĭnden bĭr kĭse altın şıgarıp Aysıl kartnıñ aldına ata.” – (Nedret ve Enver Mahmut – Bozcĭgĭt).

4. is. mec. Bir kimsenin kendisine ait para ve serveti.
5. is. Anat. Vücudun kese şeklindeki bazı organlarına verilen ad. Öt kĭsesĭ – Safra kesesi.

Bol kĭseden atmak – Çok abartılı konuşmak.
Kĭsenĭñ tübĭ körĭnmek – Paralarını harcayıp bitirmek üzere olmak.
Kĭseñe bereket – Deyim. Kesene bereket; bir masrafı üstlenen kimseye söylenen teşekkür sözü.
Kĭsesĭn awzın aşmak – Bol para harcamaya başlamak.
Kĭsesĭn toldırmak (totırmak) – Fırsatlardan yararlanarak zengin olmak.
Kĭsesĭne bĭr şiy kĭrmemek – Bir işten kendisine bir çıkar sağlamamak.
Kĭsesĭne güwenmek – Parasına güvenmek.
Kĭsesĭne köre – Para durumuna göre.
Kĭsesĭne oñaytlanmak (dawranmak) – Ödemek için parasını çıkarmaya yeltenmek.
Alla kardaşnı kardaş yaratkan, ama kĭsesĭn ayrı. – Atas. Allah kardeşi kardeş yaratmış, ama kesesini ayrı.
Rom: s. şi adj. 1. s. Buzunar. 2. s. Pungă, chisea. 3. adj. Cât poate fi conţinut într-o pungă. 4. s. fig. Averea cuiva. 5. s. Anat. Vezică.
Yazar: admin