f.
Kesilmek.
1. Kesmek işi yapılmak.
“Bulanık suw ĭşĭlmez, / Şiy cımırta kesĭlmez. / Er şiyden bazgeşĭlĭr, / Kıymastan bazgeşĭlmez.” – (Boztorgay).
2. Takatsız duruma gelmek.
3. Benzemek, dönmek.
“Köylĭge aytayım özĭnĭñ tĭlĭnden, / Koparıp beriyĭm bĭlgĭnĭñ gülünden. / Nurlanır şĭmdĭgĭ karawsız közĭ. / Bĭr arslan kesĭlĭr, fermandır sözĭ.” – (Bekir S. Çobanzade – Bĭr Izın Berĭñĭz).
4. (Süt) İçindeki maddeler birbirinden ayrılıp, bozulmak.
5. Dinmek, durmak.
6. Akmaz olmak.
7. Kendinden onceki kelimeyi “olmak” anlamıyla pekiştirmek. Duşman kesĭlmek.
8. Son verilmek veya ara verilmek.
“Cevat ta Cici men bĭr senege kadar arada sırada körĭşĭp cürgen sora, araları kesĭldĭ.” – (Altay Kerim – Kâniye).
Barıt kesĭlmek – Çok kızmak.
Kulak kesĭlmek – Dikkatle dinlemek.
Söz kesilmek – Nişan ve evlenme için görüşüp taraflarca karar alınmak. “Üy aldında pesĭlgen, / Sıra sıra tĭzĭlgen. / Alır edĭm men senĭ, / Elge sözĭñ kesĭlgen.” – (Boztorgay).
Taş kesĭlmek – Ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilememek.
Bĭr sürünmekmen atın başı kesĭlmez. – Atas. Bir tökezlemekle atın başı kesilmez.
Suw şokragından kesĭlĭr. – Atas. Su kaynağından kesilir.
Rom: v. 1. A fi tăiat. 2. fig. A se epuiza, a obosi. 3. fig. A semăna, a aminti de … 4. (Laptele) A se prinde, a se tăia, a se brânzi. 5. A se sfârşi, a înceta, a se tăia. 6. A se opri. 7. (auxiliar.) A deveni … 8. A se întrerupe, a înceta.