DEREN

D
s. ve zf.

Derin.
1. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan.

“Şorabayşık bolsa boladır ya, / Kırk kulaş deren kuyudan iyĭlmeden suw ala.” – (Boztorgay).

2. Uzun süren. Deren nefes.

“Kök karara, cel arta, / Tolkunlarnı kabarta. / Tınış tınış cermen kök / Deren solıp iç tarta.” – (Şevki Bektöre – Kırım Cagaları).

3. mec. Ayrıntıları dikkate alan, titiz. Deren akıl. Deren araştırma.
4. mec. Çok bilgili olan.
5. zf. mec. Çok içten gelen.
6. is. mec. Dip. “Para saranda, suw derende.” – Atas.
7. s. Aşağılara kadar olan, süren.

“Sagınsam derya geşermen, deren balşık. / Ölsem közĭm ketecek cumılmay, aşık.” – (Boztorgay).

8. is. mec. İç.

“Aytaberseñ ĭş dertĭm derenge kuwa. / Şın deryası bola da, bogazdan buwa.” – (Boztorgay).
Derenden – Derinden. a) En ince ayrıntısına kadar. b) Uzaklardan. c) İçten. “Ah, ettĭm men derenden, / Canım köştĭ yerĭnden. / Men, ah, demiy kĭm desĭn? / Yarem uştu elĭmden.” – (Boztorgay).
Para saranda, suw derende – Atas. Para cimride, su derinde.
Rom: adj. 1. Adânc. 2. (Despre respiraţie) Profund, adânc, de lungă durată. 3.-4. (Despre gândire şi gânditori) Profund, atent, cuprinzător. 5. adv. Din adâncuri, din profunzime. 6. s. Fund. 7. adj. Până în adâncuri. 8. s. İnteriorul, mijlocul a ceva.
Yazar: admin