f.
1. Ağmak, eğilmek, bir yana yatmak.
“Şengel fesĭñ şekeñde awıp tura, / Kız dewranın başından sawıp tura.” – (Boztorgay).
2. Devrilmek. Taşuw awmak.
“Anaw bayır astında, / Mınaw bayır astında / Dercan awgan, Upbican.” – (Boztorgay).
3. mec. (Bir şeyin vakti, zamanı) Geçmek.
“Toynıñ ekĭncĭ günĭ. Üyle awgan. / Kız yagında telâş bar, şıñ başlagan.” – (M. Vani Yurtsever – Toy, şiir).
4. mec. Öteki tarafa akmak, geçmek, göç etmek, yığılmak, yatmak.
“Kefe’den çıkkan bĭr bulut, Kerş’ke cawgan. / Şu Kırım’nıñ halkları Karşı’ga awgan.” – (Muhacir Türküsü).
“Kaytkanda, küneş kökte karşımızga awgan edĭ.” – (Muratça Seit-Abdula Tatar Tĭlĭ).
Esĭ awmak – Aklını şaşırmak, aklı başından gitmek; yerinde olmayan bir iş yapmak. “Kumardan közlerĭ kızargan, esĭ awgan Hasan akay kızına cekĭrĭp: – Def ol şondan, körmiysĭñ mĭ menĭm ĭşĭm bar ekenĭn! dep kuwdı.”– (Müstecib H. Fazıl Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
Kün kawuşıp awmak – Güneş batmak.
Üyle awmak – Öğle vakti geçmek.
Türk Lehç. : Kazan. – avu ;
Rom: v. 1. A se pleca, a se înclina. 2. A se răsturna. 3. fig. (Despre ceasul amiezii) A trece de ora amiezii. 4. fig. A trece, a se înclina, a se buluci (de partea, în partea cealaltă).