is., s. , zf.
Alt.
1. Bir şeyin yere bakan yanı, üst karşıtı.
“Kögerşĭnĭñ kök m’edĭ, / Karınşıgı tok m’edı? / Kanatının astında / Bĭr mektupşĭk yok m’edĭ.” – (Boztorgay).
“Kara kaşıñ’ astında caltıray közĭñ, / Kuyup cawgan cawınday şuwulday sözĭñ.” – (Boztorgay).
“Böralĭ Galiçya’da, Bukovina’da kurşunlar, gülleler astında cürgende hep Zahide’nĭ tüşüne, her yerde onıñ kölgesĭn köre edĭ.” – (Mehmet Niyazi – Sawlıkman Kal).
4. Bir şeyin yere yakın bölümü.
“Astı terĭ, / Üstĭ terĭ, / Ortası bĭr awuş tarı.” – Incır – (Boztorgay).
5. Bir şeyin yüzeyinin altı.
“Cer astında senĭ dıñlap köz yaş tögĭp kanayım. / Ant Etkenmen cırlaganda çürüp pĭtsĭn cansız ten.” – (Hamdi Giraybay – Ant Etkenmen Aytaman).