s. ve is.
(Fars. kel). Kel. Eşanl. taz.
1. Doku hastalığı veya yaşlılık sebebiyle saçları dökülmüş (kimse).
“Kızga bĭr gün bĭr mıratkuş : Kukuk ! Kukuk ! Senĭñ kısmetĭñ bĭr kel cĭgĭt ! dep bakıradı.” – (Hilmiye ve Mehmet Ali Ekrem – Tepegöz).
2. (Doğa için) Çıplak, çorak.
Kelĭ körĭnmek – Gizlemeye çalıştığı bir kusuru ortaya çıkmak.
Rom: adj. şi s. 1. Chel. 2. (Despre un mediu natural) Pleşuv, lipsit de vegetaţie, arid.