is.
Yenge. Var. ceñge.
1. Bir kimsenin ağabeyinin veya yaşça kendisinden büyük erkek akrabasının karısı.
“Aktan kara bolmay diyler, / Boyalap kara etermen. / Askerlĭkten abiyĭm kelse / Senĭ cengem etermen.” – (Boztorgay).
“Komşımızdan bĭr kız keldĭ, ay, / Cengesĭn soray. / Cengeñ mında yok dedĭm, ay iygĭler, / Kettĭ de cılay.” – (Boztorgay).
“Coldan taptım bĭr oymak, / Aketĭp berdĭm cengeme. / Cengem maga bĭr tay berdĭ, / Kelĭn-bala cezĭn serdĭ.” – (Boztorgay).
2. Bir erkeğin bir muhatabına kendi karısndan söz ederken kullandığı söz.
3. Düğünde geline kılavuzluk eden kadın.
Tüy şorbanıñ toklıgı, cengemnĭñ doslıgı. – Deyim. – Dari çrbasının tokluğu ne ise, yengemin dostluğu da odur.
Rom: s. 1. Cumnată (soţie a fratelui mai mare sau a unei rude mai în vârstă). 2. Cumnată-ta (termen cu care se referă un bărbat la soţia sa, în convorbirea sa cu cineva). 3. Vorniceasă, druşcă.