is.
(Fars. derviş). Derviş.
1. Bir tarikata bağlı olup, tarikatının yasalarına göre yaşayan kimse.
“Acĭ Mekke’de, derwĭş tekkede yaraşır.” – Atas.
2. Yoksulluğu ve çilekeşliği benimseyip kendini ibadete vermiş kimse.
“Keteyatkanda, mezarlıgıñ dogrısında, balanıñ aldına bĭr derwĭş şıga. Derwĭş mezarlıktan bĭr awış toprak bere balaga. …” – (Ekrem ve Hilmiye Mehmet Ali –Tepegöz).
Derwiş aşı tĭlge dárĭ. – Deyim. Derviş aşı dile ilâç.
Derwĭşke “Bagdatta bedawa pĭláw” bar degenler, “sayı bolsa uzak tuwul” degen. – Deyim. Dervişe “Bağdat’ta bedava pilâv var” demişler, “doğruysa uzak sayılmaz”, demiş.
Acĭ Mekke’de, derwiş tekkede yaraşır. – Atas. Hacı Mekke’de, derviş tekkede yakışır.
Rom: s. 1. Derviş, adept al unei secte; călugăr musulman. 2. fig. Ascet musulman.