DAWUL

D
is.

(Ar. tabl). Davul; darbeli çalgı aleti. Var. dawıl.

“Sıra sıra sidane / Tĭziyĭk táne táne. / Toy yasayık şaldırıp / Dawul, zurna, kemane.” – (Boztorgay).
“Al cawlık aldırayım, / Bakşaga saldırayım. / Razı bolsañ kaber ber, / Dawılnı şaldırayım.” – (Boztorgay).
“Sogış bolsa dawullar / Çalgan. Köyler, awullar / Tolgan erge, cĭgĭtke.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
Dawul şalmak – mec. Bir şeyi herkese duyurmak, yaymak.
Dawul şalsañ eşĭtmez – a) Çok sağır. b) Uykusu çok ağır.
Dawul tozı – Davul tozu. (Alayla, imkânsız bir şey, anlamında söylenir.).
Dawul zurna – b. is. Eğlence aletleri; çalgı takımı, orkestra.
Dawılday – Şiş ve gergin.
Dawul (bĭrewnĭñ) boynında, tokmak (başkasın) kolında – Deyim. Yük birinin üzerinde iken söz sahibi daha başkası.
Dawulnı bĭz şaldık, şabaşnı başkası topladı – Deyim. Biz uğraştık, başkası yararlandı.
Dawulga tokmak caraşır – Atas. Davula tokmak yaraşır.
Dawulnıñ sesĭ uzaktan hoş kelĭr. – Atas. Bir işin içinde olmayanlar o işi kolay ve hoş sanırlar.
Rom: s. Tobă; instrument muzical de percuţie.
Yazar: admin