ACET

A
is.

(Ar. hacet). Hacet. Var. ácet, hacet.
1. Gerek, gereklik, ihtiyaç. Acet bar – Gerek var. Acet yok – Gerek yok. Acet kalmamak – Gerek kalmamak.

“Bĭzĭmkĭ cewap berdĭ : / – Kayerden mĭ? Bar mı ka, / Acet bonı sormaga? / Körgenĭmen anlasa!” – (İ. Ziyaedddin terc. / A. Donici – Şıbın).
“Ölá, taşuw üstĭnde ekende, Zekerya akaynıñ bostanında bĭrtakım bakır kawunları kördĭm, yalancı kĭşĭge kabaktay kabaktay … , dedĭ de, anyagın tekmĭllemege acet körmedĭ.” – (Tahsin İbrahim – Kabak).

2. Din. Tanrıdan istenen şey, istek, dilek.

Acet tĭlemek – Dilek dilemek.
Acet tepesĭ (bayırı) – Üzerinde yapılan duanın kabul olunacağına inanılan tepe.

3. Büyük veya küçük aptes.

Acet yerĭ – Ayak yolu, tuvalet.
Acetĭ bolmak (Acetĭ kelmek) – Ayak yoluna gitmesi gerekmek.
Acetĭn yapmak – Aptesini yapmak.
Rom: s. 1. Trebuinţă, necesitate, nevoie. 2. Rel. Obiectul unei rugăminţi; rugă, rugăciune pentru ceva. 3. Nevoie, defecare sau urinare.
Yazar: admin