is. ve s.
(Ar. aceb). Var. acep .
1. Hayret, şaşkınlık.
“Acepke kalgan mĭsapĭrler ise awız aşıp kalalar.” – (Nedret ve Enver Mahmut – Ayuw Kulak Batır).
Acepke kalmak – Hayrete düşmek.
2. s. Acayip, tuhaf, garip; insanı hayrete düşüren.
“Tatar kalkı acep halktır ki bilĭñ, / Tezĭne olmaz, bar ulu tedarik kılıñ.” – (Edip Efendi – Sefername / Emel D.).
Rom: 1. s. Uimire, mirare, consternare. 2. adj. Ciudat, curios.