s.
Bütün. Var. pütün.
1. Eksiksiz, tam.
“Çeşmenĭñ suwı salkın, / Ĭşseñ tamagıñ tonar. / Süygenĭne kawuşkan / Bütün ömrĭnce oñar.” – (Boztorgay).
“(Tuna) İñler bütün insanlıknı begenmiy.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
2. Parçalanmamış; tam haliyle.
“(Cengiz han) Bütün Asya’nı ve Awrupa’nıñ yarısın Kökbayrak astında bĭr hanlıkka baylagan.” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
3. Çok sayıdaki varlıkların hepsi.
“Cahil ve gerĭ kalgan halkımızga bütün bu ĭşlernĭ katĭp üyretiyĭk ?” – (Müstecib Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
4. Ufaklık olmayan (para).
5. is. Birlik, tamlık; parçaları bir arada olan şey.
Bütün-türklük – Panturkizm.
Dinĭ bütün – Dinine çok bağlı.
Bĭr dostnı bütün kılıklarıman süy.” – Atas. Bir dostu bütün huylarıyla sev.
Türk Lehç.: Kırım., Karaçay Malkar. – bütün; Nog. – bütin; Moğ. – bütün, büten,
Rom: adj. şi s. 1.-3. Întreg, tot. 4. (Despre bani) De valoare mare, preschimbabilă în bani mărunţi. 5. s. Unitate; întregime.