is.
Ses. Var. dawış.
“Öz teregĭn begenmegen soysuzlarga / Gür dawuşman : Kerekmiysĭz! dep aytarman.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
“Kurtmolla esniy, bĭr sĭgára caga. Bu sırada tışarıda bĭrtalay dawışlar eşĭtĭle.” – (Mehmet H. Vani Yurtsever – Kartman Caş Arasında).
Bakırsañ dawış cetecek, şaptırsañ tayak. – Deyim. Bağırsan ses yetişecek, fırlatsan sopa. (Bir yerin bulunulan yere göre çok yakın olduğu anlatılır).
Türk Lehç.: Kırım. – davuş; Nog. – tavıs; Karaçay Malkar. – tavuş; Kazak. – dabıs; Kazan. – tavış ;
Rom: s. Sunet; glas, voce.