is.
Buz; donarak katı duruma gelmiş su. Var. bız.
“Edĭl degen üyken suw, / Cagası tĭzden buz bolır. / Caş cĭgĭtnĭ azdırgan / Yarawı cetken kız bolır.” – (Boztorgay).
“Ĭşte keldĭ ilkbahar, / Ne buz kaldı, ne de kar.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Navrez).
Buz buzlamak – Buz kesilmek.
Buz tutmak – Buzla kaplanmak.
Rom: s. Gheaţă.