f.
Kargımak, beddua etmek, lânetlemek. Var. kargışlamak.
“Küçük, güzel közlerĭmen bütün arkadaşlarım kadıga baktılar. Suwık, dökük, aglagan bakışlarıman kadını, büyüklernĭ kargay edĭler.” – (Çelebi Cihan – Karılgaçlar Duası).
“ Eger uz keşĭnmeseler, kaşan kıznıñ yagı … araga kĭrgen Alimseyit oñmasın da pĭtmesĭn Ya Rabbim dep, gene senĭ söger, gene senĭ kargar.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
Canı cangan Tañrısın kargar. – Atas. Canı yanan Tanrısına beddua eder.
Rom: v. A blestema.