s. ve is.
Deli.
1. Akıl dengesi bozulmuş olan.
2. mec. Davranışları aşırı olan, çılgın.
“Aktır köynĭñ tawıgı, köktĭr kazı. / Bĭlmem delĭ sewdalık, bĭlmem yazı.” – (Boztorgay).
3. mec. Yiğit, çok cesur kimse.
“Orak ulı Karaşay, / Er delĭnĭñ balası ay, / Caragan bora şekĭllĭ, / Car kabaklı, eñ közlĭ, / Ayse endĭ sen ketĭp, / Tĭl akelşĭ ! dep aytkan.” – (Nedret ve Enver Mahmut – Bozcĭgĭt).
4. mec. Aşırı derecede düşkün. Kitap delĭsĭ.
5. Coşkun, azgın. Delĭ ırmak.
Delĭ diwane – Aşırı deli.
Delĭ diwane bolmak – Aşırı derecede sevmek.
Delĭdiy – Deli gibi.
Delĭ-dolı – Düşünmeden konuşan ve hareket eden, patavatsız.
Delĭ şaşması – Deli saçması.
Delĭge bal tattırganlar, pazarda katran bırakmagan. – Deyim. Deliye bal tattırmışlar, pazarda katran bırakmamış.
Bĭr delĭ kuyuga bĭr taş atar, kırk akıllı şıgaramaz. – Atas. Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz.
Delĭ cĭbĭmen kuyuga tüşülmez. – Atas. Deli ipiyle kuyuya inilmez.
Delĭ delĭden, imam ölĭden hoşlanır. – Atas. Deli deliden, imam ölüden hoşlanır.
Delĭ özĭn, akılsız kızın maktar. – Atas. Deli kendisini, akılsız kızını över.
Delĭ şokmar cıyar. – Atas. Deli topuz biriktirir.
Delĭ uslanmaz, temĭr ıslanmaz. – Deli uslanmaz, demir sıvanmaz.
Delĭ yalmaz, soyı yalar. – Atas. Deli utanmaz, soyu utanır.
Delĭden korkmagan da delĭdĭr. – Atas. Deliden korkmayan da delidir.
Delĭmen dewletlĭ bĭrdĭr, hep bĭlgenĭn ĭşlerler. – Atas. Deli ile iktidar sahibi birdir, ikisi de hep kendi bildiklerini yapar.
Delĭnĭñ sözĭ, kĭyĭznĭñ tozı pĭtmez. – Atas. Delinin sözü, keçenin tozu bitmez.
Rom: s. şi adj. 1. Nebun, smintit. 2. fig. Exaltat, frenetic. 3. fig. Viteaz. 4. Pasionat. 5. fig. Vijelios, tumultuos.