f.
Avutmak.
1. Yatıştırmak, teselli etmek.
“Bayı, tatlı sözler men / Onı awutmak ĭstiy. / Ama o, gene de ep / ‘Kızım’ diy de, bĭr demiy !” – (İsmail Ziyaeddin – Toy).
2. Oyalamak, bir şeyle meşgul etmek.
“Boşı boşına, mında kahve köşesĭnde zar atmakman köñĭl awutkamız, be.” – (Necip H. Fazıl – Caş Fidanlar).
Rom: v. 1. A consola, a alina. 2. A amăgi, a păcăli; a preocupa.