is.
Ağıl.
1. Hayvanların gecelemek veya dinlendirilmek için kapatıldığı etrafı çitle çevrili yer.
“Köterĭldĭ koy kozı, sawdı arman. / Awla tolı malım bar, kızdan zarman.” – (Boztorgay).
2. Avlu; bahçe.
“Mektepnĭñ awlasında ot ve şeşek meşerelerĭ bar.” – (Muratça Seyt-Abdula – Tatar Tĭlĭ I).
“Bek köp yerden şakırtuw kız bar eken. / Kızga köre caş ta köp, awlaga sıymay.” – (Mehmet H. Vani Yurtsever – Toy, şiir).
3. Astron. Ayla, hale; ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker.
Akılsız ulıñ bolgaşı, awla tolı tuwarıñ bolsın. – Atas. Akılsız oğlun olacağına, ağıl dolusu davarın olsun.
Awla awla malıñ bolganşı, awılda arkañ bolsın. – Atas.Ağıl dolusu malın olacağına köyde arkan olsun.
Azgana tuwar, awlaga sıymaz. – Atas. Az davar, ağıla sığmaz (aralarında dövüşürler).
Azgana tuwar, awlaga sıyar. – Atas. Az davar, ağıla sığar.
Rom: s. 1. Ţarc, ocol. 2. Curte; grădină. 3. Astr. Halo; nimb.