is.
Ağırlık.
1. Ağır olma durumu, derecesi.
2. Ağır nesne.
“Suw ĭşĭnde şalışkanlarnıñ arasında, genĭş omızlı, uzun boylı bĭr cĭgĭt, en balaban awırlıklarnı kötere, yorılmay başkalarına da cesaret bere eken.” – (Boztorgay).
3. Tartıda kullanılan ölçü birimleri.
4. Fiz. Yer çekimininin nesneler üzerindeki gücü.
“Su, özĭnĭn kömĭrden taa köp şiyler bĭlgenĭn şo sözler men anlattı : … yükseklĭkten maşinalarnıñ capalaklı tegerşĭklerĭ üstüne tögĭlĭp awurlıgım man, kuwetĭm men maşinalarnıñ tegerşĭklerĭn aylandıraman.” – (Ekrem Menlibay, Ali Naci Cafer – Okuma Kitabı III).
5. Ask. Bir askeri birliğe ait her türlü yükler.
6. Yük, bagaj; fazlalık
“Ögĭzge müyüz awırlık etmez.” – Atas. (Boztorgay).
7. Ağır başlılık.
8. mec. Zahmet, zorluk, yük, külfet.
“… bazı bĭr sıralarında üy awırlığı, aile gailesi astında babasın ezĭlgenĭn tuya ve onlarnıñ cengĭlleştĭrĭlmelerĭ üşün tüşüne, ograşa.” – (Necip H. Fazıl – Bĭr Konferans).
“Menlĭbike deren tüşüncelerge daldı. Bĭr yaktan özĭnĭñ yaşaw awurlıkları, bĭr yaktan da Hisami’nıñ dertĭ onı bek kaárlendĭrdĭ.” – (Kavi Necmi’den / Heyet – Okıma Kitabı V).
9. Tehlikeli olma durumu.
10. Sıkıntı, bunalım.
“Cılama kelĭn, cılama kıymasım, / Awurlık basar.” – (Boztorgay).
11. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu.
“Kurtvelĭ : Apakay, bugün üstümde yaman bĭr awırlık tuyaman.” – (Necip H. Fazıl – Kırım).
“Turıp turgan cerde, bĭrden bĭrge üstĭme bĭr awırlık şöge, asıl kayerde kalganımnı bĭlalmayman.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Toy, piyes).
12. Uykuda iken duyulan boğulma, havasızlık duygusu.
13. Sorumluluk.
14. Etki, baskı.
15. Dikkati bir şey üzerinde toplama.
16. Tercihi bir şeyden yana kullanma. Awırlıgın salmak.
Awırlıgın ortaga salmak – Kişiliğini ve sözünü kabul ettirmek.
Awırlık bolmak – Birine yük olmak. “Akar közĭmnĭñ yaşı, / Sewda er şiynĭñ başı. / Saga awırlık bolmam, Kalbĭñde menĭ taşı.” – (Boztorgay).
Awırlık etmek – a) Ağırlık olmak, birine yük olmak. “Ya o fesĭ ! Başına ne kadar awırlık ete edĭ.” – (Necip H. Fazıl – Nimet’nĭñ Bayramı). b) mec. Ağır gelmek, gücendirmek, üzmek. “Aytkan sözĭm awırlık etmesĭn, rahmetlĭ babam ‘lafım üstüne şıgarman, elge yatlı bolmak ĭstemem’ de’en itikatta tabılgan bĭr kĭşĭ bolganından, paalılıgın hiç karamadı.” – (N. H. Fazıl – Caş Fidanlar).
Awırlık kazanmak – (Bir şey) Artmak, önem kazanmak, etkili olmak. “Son zamanlarda bĭrĭncĭ türgekĭ araştırmacılar azalmakta bolıp, ekĭncĭ türdekĭ alimler awurlık kazanmaktalar.” – (Tahsin Cemil – Tatar Adı).
Awırlık süyegĭ – esk. Anat. Atlas kemiği.
Awırlık şökmek – (Üstüne …) Gevşeklik ve uyku veya sıkıntı gelmek.
Awırlıgım kazakka, cengĭllĭgĭm özĭme – Deyim. Hıdrellez günü çocukların bir gelenege uyarak çimenliklerde takla atarken söylediği bir söz.
Ögĭzge müyüzĭ awırlık etmez. – Atas. Öküze boynuzu ağırlık etmez.
Rom: s. 1. Greutate. 2. Povară. 3. Greutate (unităţi de măsură). 4. Gravitaţie. 5. Bagaje (ale unei trupe). 6. Încărcătură. 7. Seriozitate. 8. Greutate, dificultate. 9. Periculozitate. 10. Apăsare, suferinţă. 11. Moleşeală. 12. Senzaţie de sufocare în somn. 13. Răspundere. 14. İnfluenţă. 15. Atenţie (acordată). 16. Preferinţă.