AWIR

A
s.

Ağır. Var. awur, agır.
1. Tartıda çok çeken. Cengĭl, afif karşıtı.
2. Yüklü.
3. Boyutları büyük olan.
4. Değeri çok olan, iyi, gösterişli. “Awır kumaş keş satılır.” -Atas. (Boztorgay).
5. mec. Davranışları yavaş olan.
6. Çetin, güç, zor.

“Apakayıman hayatıñ, keşĭnmenĭñ awır cüklerĭn cengĭlleştĭrmek içün keneşĭr.” – (Necip H. Fazıl – Caş Fidanlar).
“Dag yolu aylançık em agır, / Acımay çal kartnıñ nefesĭn.” – (Rıza Halid – Şay Yaşaw Ne Kerek ? / Emel D.).

7. (Hastalık için) Tehlikeli, korkulu.
8. Sıkıntı veren, bunaltıcı.
9. Kırıcı, incitici.

“Bo hareketĭnden ötürü kızıp bazı şiyler aytmak ve teessüfün köstermek ĭstedĭ. Lâkin bazı awır sözlermen karşılandı.” – (M.V. Yurtsever–Uyuşmagan Ekĭ Arkadaş).

10. s. ve zf. Yavaş.

“Reşat awur dawrana, yorılmay kala.” – (Mehmet H. Vani Yurtsever – Küreş).

11. Müz. Yavaş tempolu.

“Dawulcı coşkın … Bĭr awur hawa şala. Reşat tutup cüldenĭ bĭraz oynay, / Bĭlmese de, şáyĭna, bĭr adetnĭ yasay.” – (Mehmet H. Vani Yurtsever – Küreş).

11. Ağır başlı, ciddi.
12. (Koku için) Keskin, boğucu.
13. (Yiyecek için) Sindirimi güç.
14. Yoğun.
15. (Uyku için) Derin.
16. Sağır, güç işiten.
17. is. Spor. Ağır kategorisi.

Awır aksak ketmek – Pek yavaş gitmek.
Awır awa – Müz. Ağır tempolu hava.
Awır ayaklı – (Kadın için) Gebe, hamile.
Awır basmak – a) Ağırlığı fazla gelmek. b) mec. Bir nitelik üstün gelmek. “Egĭn tarlaları dörtgen biçĭmĭnde, renk renk. Orak málĭ bolganı üşĭn, taa köp sarı renk awır basa.” – (Ekrem Menlibay – Bĭr Yaz Aşkı).
Awır-başlı – Olgun, ciddi.
Awır eşĭtmek – Kulakları iyi işitmemek. “Menĭm derdĭm, Ömĭrbek kardaşım, şodır. Kızım cesaretsĭz, bĭr de kulagı awur eşĭte.” – (Altay Kerim – Kâniye).
Awır kanlı – Davranışları yavaş olan.
Awır kastalık – Korkulu hastalık.
Awır kaşmak – (Bir söz, bir davranış) Gücendirici olmak.
Awır kelmek – a) (Bir şeyin) Ağırlığı fazla gelmek; ağır basmak. b) (Bir kimsenin) Gücüne gitmek; üzmek. “Bek süygĭlĭ akasın coytmak ve hem de mektebĭnden kalmak Seytcan’ga bek awır keldĭ.” – (M. V. Yurtsever – Uyuş-magan Ekĭ Arkadaş). c) (Bir işin) Yapılması güç gelmek.
Awır sabır – Ağır başlı, davranışları ölcülü. “Balasına diycek cok. Awır sabır. Ĭşkĭde, oyında tabılmagan, mına saga bĭr cĭgĭt.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
Awır söz – İnsanın gücüne giden söz.
Awırdan almak – a) (Bir işi) Yavaş yavaş yapmak. b) İsteksizce yapmak.
Awırına ketmek – Gücüne gitmek,insanı gücendirmek.
Cengĭlnĭñ astından, awırnıñ üstünden geşken soyı – Deyim. Hafif şeyin altından, ağırın üstünden geçen biri.
Kolı awır – Deyim. Şamarı, tokadı çok kuvvetli olan.
Arık atka kuyrugı awır. – Atas. Takatsız ata kuyruğu bile ağırdır.
Awır ketken tez barır. – Atas. Ağır giden çabuk varır.
Awır kumaş keş öter / satılır. – Atas. Ağır / kıymetli, iyi kumaş geç gider (satılır).
Boldırgan atka büldürgen de awır. – Atas. Yorgun ata böğürtlen de (küçük yük bile) ağır.
Rom: adj. 1. Greu. 2. Încărcat. 3. Voluminos. 4. Valoros, preţios. 5. Încet, domol. 6. Dificil, complicat. 7. Periculos, grav. 8. Apăsător. 9. Jignitor. 10. adv. Încet. 11. Muz. Lent. 11. (adj.) Serios, grav. 12. Înecăcios. 13. İndigest. 14. Compact, dens. 15. Adânc. 16. (Ureche) Tare. 17. s. Categoria grea.
Yazar: admin