is.
(Fars. ateş). Ateş. Eşanl. od, ot .
1. Od; yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık.
“Ateşke kömĭr saldım, / Kollarım karalandı. / On beşĭnde bĭr yar süydĭm, / Cüregĭm caralandı.” – (Boztorgay)
2. Tutuşmuş olan cisim.
3. Sıcaklık.
4. Işık, parıltı.
5. Patlayıcı silâhların atılması.
“Bĭrazdan, anaw yaktakı kora tarafından bĭr tüfek ateşĭ patladı.” – (Nevzat Yusuf – Dorı At).
6. Hastalık sebebiyle vücut ısısının artması; hararet, humma.
“Evelkĭ kün, Nimet salkınlap kelĭp cattı. Gece ateşĭ bardı.” – (Necip H. Fazıl – Nimet’nĭñ Bayramı).
7. Coşkunluk, hırs, heyecan.
“Köylerĭnde caşlar cemiyetĭ kurulganda eñ fazla ateşmen aytkan ve cürgen o tuwul mı edĭ ?” – (Mehmet Vani Yurtsever – Uyuşmagan Ekĭ Arkadaş).
8. mec. Tehlike , felâket; savaş; yangın.
“Suwuksuw’nıñ yemĭşĭ pek erte pĭşer, / Bu Kırım’nıñ üstüne ateşler tüşer.” – (Soğuksu Muhacir Türküsü).
“Ateş, kan ĭstemegenler bo dünyada bek köpmĭz.” – (İsmail Ziyaeddin – Toy).
9. s. Ateş renginde, kırmızı olan.
10. mec. Acı, ıstırap.
“Ateşĭm bar, külüm yok, / Bülbül boldım, tĭlĭm yok. / Bĭr hayırsız yar üşün / Cılamagan künüm yok.” – (Boztorgay).
11. Öfke, hiddet.
Ateş alıp şıkmak – mec. Bir yerde çok az kalıp hemen çıkmak.
Ateş açmak – Silâhla atışa başlamak.
Ateş bolmak – (Fiyatlar için) Çok pahalı olmak.
Ateş cayılmak – (Vücut için) Çok ateşlenmek.
Ateş kesĭlmek – a) Çok çalışkan olmak. b) Çok öfkelenmek.
Ateş kömlek – Giyilmesi zor, giyen için tehlikeli durum yaratan giysi.
Ateş püskürmek – Çok öfkelenmek.
Ateşe barmak – Tehlikeli bir işe girişmek.
Ateşe bermek – a) Yakmak. b) Tehlikeye atmak.
Ateşke tüşmek – Büyük bir derdin içine düşmek.
Ateş bolmagan yerden duman şıkmaz. – Atas. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Ateşmen oynamaknıñ şakası bolmaz. – Atas. Ateşle oynamanın şakası olmaz.
Yetĭm malı ateşten kömlek. – Atas. Yetim malı ateşten gömlektir.
Rom: s. 1.- 11. Foc. 5.Împuşcătură. 6. Febră, temperatură. 7. Entuziasm, înflăcărare. 8. Pericol. 9. adj. De culoarea focului. 10. Durere, necaz, suferinţă. 11. Mânie.