f.
Açmak. Var. açmak.
1. Bir şeyi kapalı durumundan çıkarmak.
“Mektup yazdım, ‘Ah!’ dedĭm. / ‘Ĭşĭn aşıp bak.’ dedĭm. / Yazganım yangış bolsa, / ‘At ateşke, cak.’ dedĭm.” – (Boztorgay).
“Rasĭm tışarıdan kelĭp kahvesĭnĭñ kapısın anahtarman açıp içerĭ kĭrer.”– (Müstecib H. Fazıl Ülküsal – Bayram Şenlĭgĭ).
2. Örtüsünü kaldırmak, açığa çıkarmak. Başın aşmak.
3. Yaymak; dürülü, katlanmış veya örtülü durumundan çıkarmak. Kolların aşmak.
4. (Engelleyici şeyleri) Kaldırmak, temizlemek.
5. Kazmak (çukur, kuyu, hendek, kanal).
6. (Delik) Delmek.
7. Genişletmek, büyütmek.
8. Birbirinden uzaklaştırmak. Ayakların aşmak. Arasın aşmak.
9. Bir kuruluşu, bir işyerini işler duruma getirmek. Mektep aşmak. Tükân aşmak.
10. (Bir aygıtı) Çalıştırmak. Radio aşmak.
11. (Renk için) Koyuluğunu gidermek.
12. Ferahlatmak. Awa aşmak.
13. (Çiçek, yaprak) Açmak.
“Açıl bĭraz yeşĭl curt, açıl bĭraz güzel kız.” – (Mehmet Niyazi – Sagış).
14. (Sır, gizli şey) Söylemek, ortaya dökmek.
15. (Hava için) Bulutlardan sıyrılmak, aydınlanmak.
16. Geçit vermek.
17. Sebep olmak, yol açmak.
“Bülbül kondı terekke, / Kanat caydı erekke. / Senĭñ aşşĭ sözlerĭñ / Cara aştı cürekke.” – (Boztorgay).
18. mec. Başlatmak.
“Máne mánenĭ aşar, / Máne bĭlmegen kaşar. / Men bĭr máne aytayım, / Dertĭñe derman aşar.” – (Boztorgay).
“Soganlarnı, sarımsaklarnı, awuşlarnı buwmak ĭstegen zararlı otlarga savaş aştık.” – (Heyet – Tatar Tĭlĭ II).
Ateş aşmak – Silâhla mermi atmaya başlamak.
Awzın aşmamak – Susmak.
Bayrak aşmak – a) Bir hareketin öncülüğünü yapmak. b) Baş kaldırmak, isyan etmek.
Cara aşmak – a) Yaralamak, yara açmak. b) mec. Zarar vermek. “Encamı, bo toy bĭzge balaban bĭr cara aştı.” -(Necip H. Fazıl – Caş Fidanlar).
Şıgır aşmak – Bir alanda yeni bir yol başlatmak.
Yüzĭn aşmak – (Kız çocuğun) Kadınlık bilincini uyandırmak. “Hem aldından geşemen dep kız balanıñ yüzĭn aşmaga kelĭr mĭ ? Sora betĭ aşılıp barmayman da diyebĭlĭr o.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
Aştı awzın, cumdı közĭn. – Deyim. Açtı ağzını, yumdu gözünü.
Aştırma şuwalnıñ awzın. – Deyim. Açtırma çuvalın ağzını. (Söyletme şimdi beni.)
Ber kolıñdakın elge, / Aş awızıñnı celge.” – Deyim. Ver elindekini ele, / Aç ağzını yele.
Laf lafnı aşar, lakırdı söznĭ. – Deyim. Laf lafı açar, lakırdı sözü.
Maymun közĭn aştı – Deyim. Geçen olaylardan ders alınır, anlamında.
Aş közĭñnĭ, aşarlar közĭñnĭ. – Atas. Aç gözünü, açarlar gözünü.
Berüw bet aşar. – Atas. Vermek yüz açar.
Vakıtsız aşkan terek boy atmaz – Atas. Vakitsiz açan ağaç boylanmaz.
Türk Lehç.: Kırım – açmaq; Nog., Kazak. – aşmaq, aşuw;
Rom: v. 1. – 18. A deschide. 2. A dezveli, a descoperi. 3. A despături, a despleti, a desface, a derula. 4. A degaja, a curăţa. 5. A găuri; a săpa o groapă. 6. A desfunda, a destupa. 7. A lărgi, a extinde. 8. A depărta, a desface. 9. A pune în funcţiune; a inaugura 10. A pune în funcţiune. 11. A atenua culoarea. 12. A destinde, a satisface. 13. A înfrunzi, a înflori. 14. A destăinui, a mărturisi. 15. (Vremea) A se îndrepta; a se lumina. 16. A croi un drum, un loc de trecere. 17. A pricinui, a cauza. 18. A determina