AŞILMAK (aşılmaq)

A
f.

Açılmak. Var. açılmak.
1. Kapalı, dürülü, katlı, örtülü, sarılı durumdan çıkmak; açık duruma gelmek.

“Altın feslĭ bĭr kız edĭm. / Şemberlĭ boldım. / Aşılmagan konca gül edĭm., / Sarardım soldım.” – (Boztorgay).
“On biñge razı bolgan, başın capsa ayagı aşılataan, ayagın capsa başı aşılataan soyıdır.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
“Yapraklarımız yeşersĭn, / Şeşeklerĭmĭz aşılsın, / Kokıları er bĭr yakka cayılsın.” – (Necibe Şukuri – Azaplar Köyĭ).

2. Açmak işi yapılmak; açmak işine konu olmak.

“Ekĭndĭde kawuşsak, akşam ölsek, / Aşılsa Cennet kapısı, barabar kĭrsek.” – (Boztorgay).
“Kapı aşıla, kĭrmege yol berĭle, / Kudagıylar kĭreler küle küle.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Toy, şiir).

3. Bir yana çekilmek, yol vermek.

“Aşılıñız, aşılıñız, col berĭñĭz. / Sabaktaşlar, kıymaslar, hoş keldĭñĭz!” – (Boztorgay).

4. (Gemi ve yüzen şeyler) Kıyıdan uzaklaşmak; (iki kişi veya şey) birbirinden uzaklaşmak.
5. (Bir kimsenin) Utangaçlığı, tutukluğu gitmek.
6. (İşyeri için) Çalışmaya başlamak. Mektep açıldı.
7. (Biri) Sınırını aşmak; ileri gitmek.
8. (Bir şey) Genişlemek, büyümek.
9. Çözülmek. Düyüm aşıldı.
10. (Hava için) Bulutlar dağılmak.
11. Birine içini dökmek, sırrını söylemek.
12. (Ev, pencere) Bakmak, nazır olmak.
13. Gelişmek.
14. (Şans, talih için) Yüzüne gülmek.
15. (Konu için) Açıklanmak.

Kısmetĭ aşılmak – a) Kazancı artmak. b) Kendisiyle evlenmek isteyen biri çıkmak. “Şölge urluk şaşıldı, / Cez sandıgıñ taşıldı. / Bar babaña müjde ber, / Saga kısmet aşıldı.” -(Boztorgay).
Közĭ aşılmak – İyiyi kötüyü veya kendisine yarayanı ayırt etmeye başlamak. “Okusa taa arüw taa … Dünyasın künyasın anlar. közü aşılır.” -(Mehmet Van Yurtsever – Toy, piyes).
Tañ aşılmak – Tanyeriaydınlanmak. “Şınlap şıncı tuwulman, şınlaycakman. / Tañ aşılmay, kün tuwmay kaytmaycakman.” -(Boztorgay).
Yakası aşılmagan yalan – Yeni bir yalan.
Rom: v. 1. A se deschide; a fi deschis. 2. (Despre culori) A se atenua. 3. A-şi veni în fire. 4. A se depărta de mal, de cheu. 5. A-şi stăpâni tracul. 6. A-şi începe programul de activitate. 7. A se hazarda, a-şi depăşi limita. 8. A lua amploare, a spori, a creşte. 9. A se desface, a se desprinde. 10. (Întunericul, norii) A se împrăştia, a se răzbuna. 11. A se destăinui. 12. A da spre, a privi spre … 13. fig. A se dezvolta. 14. A-i veni norocul. 15. A se da lămuriri, a se explica.
Yazar: admin