s.
Asılı, asılmış olan. Var. asuwlı.
“Abdulla Hacı akay duwarda asılı turgan çalar saatke karadı.” – (Necip H. Fazıl – Ezan Sesĭ).
“Karşı törde bĭrkaç levha asılı.” – (Mehmet H. Vani Yurtsever – Kartman Caş Arasında).
Rom: adj. Atârnat, agăţat, suspendat; spânzurat.