f.
1. Acele etmek.
“Pervellĭ de bek usta, küreşe şeber, / Herkeske özĭn begente, köstere hüner. / Köp sul etĭp, aşıgıp, yorula fazla.” – (Mehmet H. Vani Yurtsever – Küreş).
“Mektepke ketme’e aşıga, / Bĭr dakka bĭle keş kalmay.” – (İsmail Ziyaeddin – Terbiyelĭ Bala).
2. mec. Sabırsızlanmak, sabırsızlık göstermek.
“Nışandan kalgan yedĭ bin franknı tez koldan cĭbersĭnler, dedĭ. Satış etecek ekenler. Toy için aşıgalar.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Toy, piyes).
Türk Lehç.: Kırım., Karaçay Malkar. – aşıqmaq ; Nog. – asıqmaq , asıguv ; Kazak. – asığuv ; Kazan. – aşıgu ;
Rom: v. 1. A se grăbi. 2. A fi nerăbdător.