is.
1. Yiyecek, gıda, besin.
“Aş ta nedĭr, suw nedĭr? aşayalmam. / Senden gayrı yar süysem, yaşayalmam.” – (Boztorgay).
2. Aş, yemek; pişirilerek hazırlanan yemek.
“Oynatma maga kaşıñ, / Kırkka yaklaşkan yaşıñ. / Men yĭgrĭm yaşındaman. / Pĭşĭrmem senĭñ aşıñ.” – (Boztorgay).
“Ardı sıra sofralar kurulalar, / Konakbaylar aş taşıp yorılalar.” – (Mehmet H. Vani Yurtsever – Toy, şiir).
“Ataydan kalgan aşlar : Etlĭ, maylı kamuraş, / Köbetemen katlama, lakşa, cantık, tataraş, / … Ögüz börek, kıygaşa, eñ başta da çibörek. / Bĭz bularman öskenmĭz, başka bĭr aş ne kerek.” – (İsmail Otar – Çibörek)
3. Yemek yeme işi.
4. Sofra; misafirleri yemekle ağırlama, ziyafet, şölen.
“Kız yagına sogumlık kelgen beş koy. / Bĭr tınıştan üşewĭ kesĭlecek. / Bu akşam cemaatke aş berĭlecek.” – (Mehmet H. Vani Yurtsever – Toy, şiir).
Aldım aşı – Önemli bir alışverişten sonra malın yeni sahibi tarafından ısmarlanan yemek.
Aş aşamak – Yemek yemek; karın doyurmak.
Aş bermek – Ziyafet vermek, misafirleri yemekle ağırlamak.
Aş salmak – Sofra hazırlamak, sofrayı kurmak.
Aş suw – Yiyecek içecek; temel besin maddeleri. “Aştan suwdan bazgeştĭm, selk boldım ĭşten. / Kündüz esten ketmiysĭn, keşe tĭşten.” – (Boztorgay).