s. is. ve zf.
Artık.
1. s. Arta kalan.
2. is. Arta kalan bölüm, artıp kalan parça.
“(Şeker pancarı) küznĭñ soñına yakın toplanır. … sabı man kurugan yaprakları kesĭlĭr ve tamırlar şeker fabrikasına cĭberĭlĭr. Şeker şıgarılgandan son kalgan artıklarga tortı denĭr.” – (Ekrem Menlibay, Ali Naci Cafer – Okuma Kitabı III).
3. s. Fazla olan, çok olan. Artık mal.
“Aytabersĭn aytkanlar, şo bolsın mĭnĭm. / Kene halktan artıktır körecek künĭm.” – (Boztorgay).
“Şalıkanlarıñ menden nesĭ artık? Azbarın bılaştırmaga bĭr sıyırman beş tawugı tuwul mı şo ?” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
4. s. Değerli, üstün, önemli.
“Ay katında bĭr yıldız, ayga tartık. / Bay balası bolganda kĭmden artık?” – (Boztorgay).
“Altınnı panga deñĭşĭp ne boldı kârıñ, / Sanke menden artık mı süygen yarıñ ?” – (Boztorgay).
5. zf. Fazla, çok.
“Bundan artık aşasañ, belkĭm cemlersĭn yarın.” – (İsmail Otar – Çibörek).
6. zf. Bundan böyle, bundan sonra, o andan başlayarak. Eşanl. endĭ .
“Ah, degende karĭp can üzüle tenden, / Artık özĭñ bĭlĭrsĭn, meramet senden.” – (Boztorgay).
Erĭnmiy cuwurgannıñ rızkı artık. – Atas. Tembellik etmeden çabalayanın rızkı artık.
Erte turgannıñ rızkı artık, keş turgannıñ kısmetĭ tartık. – Atas. Erken kalkanın rızkı artık, geç kalkanın kısmeti kısıtlı.
Kılıgı arüwnĭñ itibarı artık. – Atas. Kılığı güzelin itibarı fazla.
Türk Lehç.: Kırım., Nog., Kazak., Kazan., Karaçay Malkar. – artıq;
Rom: 1. adj. În plus, suplimentar. 2. s. Rest, rămăşiţă. 3. adj. De prisos, care prisoseşte. 4. adj. Mai valoros, superior. 5. adv. Mult. 6. Adv. De acum înainte, deja.