f.
Alınmak.
1. Almak işine konu olmak.
2. Ele geçirilmek, fethedilmek.
3. Satın alınmak.
“Alıngan alınıp kalır. Sonradan bĭr daa alaman deseñ de kolayı cok.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
4. mec. Kendini kaptırmak, kendini bir işe vermek, dalmak, koyulmak.
“Kurtmolla: … şĭmdĭkĭ caşlarnıñ kifĭ kelgeşĭ bĭz kartlarnıñ sabırtaşımız çatlaycak. / Menlĭömer: Türküge alıngan edĭler köresĭn. Ya, Kencalĭ ?” – (Mehmet Vani Yurtsever – Kartman Caş Arasında).
“Allah, ca’m, mınaw apakaylar kene de öşekke alındılar.” – (Mehmet Vani Yurtsever – Toy, piyes).
5. Ed. Uyarlanmak, adapte olunmak.
Awuzga alınmaycak laplar – Ağza alınmayacak sözler; küfürlü, çirkin sözler.
Ĭşten artı alınmamak – Ardında bekleyen işlerden kopamamak. “Ne bolsa da mĭsafĭrlĭk tuwul. (…) Şĭmdĭlĭk taa ĭşten bek artı alınmay da, onıştan aytaman.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
Al kĭygen alınır, sarı kĭygen salınır. – Deyim. Al giyen alınır, sarı giyen bırakılır.
Arpa tarlasından biday alınmaz. – Atas. Arpa tarlasından bogday alınmaz.
Bekâr közĭmen karap awrat alınmaz. – Atas. Bekâr gözü ile bakıp avrat alınmaz.
Kale ĭşerden alınır – Atas. Kale içeriden alınır.
Ucuz alıngan paalı satılır. – Atas. Ucuz alınan pahalı satılır.
Ucuz alıngan paalı sayılır. – Atas. Ucuza alınmış olan pahalıya alınmış sayılır.
Rom: v. 1. A fi luat, a se lua. 2. A se procura. 3. A se cumpăra. 4. fig. A se cufunda, a se lăsa antrenat în ceva. 5. Lit. A fi adaptat.