is.
Alıcı. Var. aluwcı.
1. Alan, kabul eden kimse.
2. Müşteri; satın almak isteyen kimse.
“Devlet magazinĭnĭñ bütün satıcıları temĭz ve biyaz halatlar kiyeler. Alıcılar man güzel konışalar.” – (Heyet – Tatar Tĭlĭ II).
3. Kendisine gönderilen bir şeyi alan kimse.
4. Tekn. Radyo, telefon gibi cihazların, elektrik ve magnetik dalgaları sese çevirip veren bölümü.
Alıcı bolmak – Talip olmak, alıcı (istekli) çıkmak. “Sen alıcı tuwulsıñ köresĭn. (…) Küşĭñ cetmiycek eken ne baş urdıñ ya bo ĭşke ?” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).
Alıcı közĭmen karamak – Alıcı gözüyle bakmak.
Alıcı şıkmak – Alıcı çıkmak, isteklisi çıkmak.
Alıcı tapmak – Alıcı bulmak.
Kelĭn alıcılar – Güveyin evinden yola çıkıp gelini almaya giden kafile.
Köz alıcı – Göz alıcı, dikkatleri üzerine çeken.
Rom: adj. şi s. 1. Cel care ia în mână; primitor, cel care ia în primire, recepţioner. 2. Cumpărător, client. 3. Destinatar. 4. Tehn. Receptor.