ALDATMAK (aldatmaq)

A
f.

Aldatmak.
1. Yanıltmak, kandırmak, oyuna getirmek.

“Başım boş dep kuwanma, ururlar nokta. / Aldatırlar anaynı , babañ yokta.” – (Boztorgay).
“Her ekĭ yak ta elĭnden kelgenĭ kadar karşısındakın aldatmaga karay.” – (Necip H. Fazıl – Cawşılık).

2. Yalan söylemek.

“Dobroca’nı dolaştım, / Köp delĭkanlı sattım. / Men bĭr kurnaz kız edĭm, / Epsĭn aldatıp kaştım.” – (Boztorgay).
“Azbarga kazdım şukur, / Künĭmĭzge biñ şükür, / Senĭ aldatkanımnı / Körseñ, betĭme tükür.” – (Boztorgay).

4. Birine verilen sözü tutmamak.
5. Bir şeyin görünüşü, yanlış bir kanı vermek.
6. Kötü yola sürüklemek.
7. Karı veya koca, eşine ihanet etmek.
8. Oyalamak, avutmak.

“Kara kostum kĭyersĭñ, / Bakşelerde gezersĭn. / Menĭ lafman aldatıp / Başkaların süyersĭn.” – (Boztorgay).
“Sonra … Ruslarnı bĭz toplanıp hazĭrlengeçĭk vaatler men aldatıp tutmak üçün Buyurgan-Sit Moskof’ka ketecek.” – (İsmail Ziyaeddin – Çora Batır).
Ya korkıtmak, ya aldatmak. – Ya korkutmak, ya aldatmak.
Aldatkan aldanır. – Atas. Aldatan aldanır.
Bĭr kere aldanışta kabaat aldatkannıñ, ekĭncĭde aldangannıñdır. – Atas. İlk defa aldanışta kabahat aldatanın, ikincide aldananındır.
Rom: v. 1. – 8. A păcăli, a înşela, a induce în eroare, a minţi. a trişa. 6. A seduce. 8. A amăgi, a duce cu vorba.
Yazar: admin